Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/27029 E. 2013/18582 K. 27.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/27029
KARAR NO : 2013/18582
KARAR TARİHİ : 27.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanık …’nun sorgusunda bildirdiği adresine gönderilen tebligat evrakının sanığın adresten ayrılmış olması nedeniyle bila tebliğ iade edilmesi sonrası gerekçeli kararın sanığın MERNİS adresinden 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/2 maddesi uyarınca kendisine tebliğ edilmiş olup, anılan Yasanın 35/2 maddesi uyarınca adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde 35.maddenin uygulama alanının bulunması karşısında, sanığa yapılan tebligatın usulüne uygun bulunduğu anlaşılmakla, sanığın yokluğunda verilip kendisine 19/03/2012 tarihinde tebliğ olunan 13/02/2012 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 06/08/2012 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2)Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli
oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanığın diğer sanık … ile birlikte mağdur … …’ın işlettiği otomobil kiralama firmasına başvurup sanık …’nın ibraz ettiği aslı ele geçirilemeyen sahte sürücü belgesi ve bu belgedeki kimlik bilgileri ile kira sözleşmesi imzalayıp suça konu otomobili kiralamaları şeklinde gelişen olayda, mahkemenin dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 27.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.