Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/27049 E. 2013/17361 K. 12.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/27049
KARAR NO : 2013/17361
KARAR TARİHİ : 12.11.2013

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, kamu malına zarar verme, … yeri dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A-Hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı hırsızlık ve … yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarının gerektirdiği cezaların miktar ve nevi itibariyle, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 66/2 ve 67/4 maddelerine göre hesaplanan 6 yıllık dava zamanaşımının suç tarihi ile inceleme tarihi arasında gerçekleştiği anlaşılmakla, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
B-Kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma suça konu şeyin amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır.
Kirletme başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; suça sürüklenen çocuğun, Narlıca mahallesinde bulunan 19 Mayıs Lisesi’nin güney kısmına bakan demir kapısının kilidini kırarak içeriye girmesi ve müdür yardımcıları ile müdür odasının kapı kilitlerini kırmak suretiyle açması şeklindeki eyleminin kamu malına zarar verme suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-5395 sayılı Kanun’un 3/a-2. maddesine göre kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk için “suça sürüklenen çocuk” ifadesinin kullanılması gerekirken sanık ifadesinin kullanılması,
2-Fiili işlediği sırada 12-15 yaş grubu arasında bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında, üzerine atılı kamu malına zarar verme suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek durumda olup olmadığı, bu fille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda rapor alınmadan eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Suç tarihinde 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/1. ve Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/2. maddesi gereğince zorunlu olan sosyal inceleme raporu alınmadan hüküm kurulması,
4-Suçun işlendiği tarihte 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuğa yüklenen “kamu malına zarar verme” suçunun lehe olan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 5560 sayılı Kanunla değişmeden önceki 24. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında bulunduğu cihetle, 5271 sayılı CMK’nın 253/4. maddesi ve 26/07/2007 gün ve 26594 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu’na Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 8/2. maddesi uyarınca, taraflara ve bilhassa suça sürüklenen çocuğun kanuni temsilcisine uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmenin hukuki sonuçları anlatılmak suretiyle uzlaşma teklifinde bulunulması ve sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
5-5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesinde yer alan “lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” hükmü karşısında, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK ile 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanıp, leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın tespiti gerekirken, bu ilkelere uyulmadan ve denetime olanak vermeyecek şekilde 5237 sayılı TCK’nın uygulanması suretiyle yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/11/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.