YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2783
KARAR NO : 2014/19312
KARAR TARİHİ : 19.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılanlara gümrükte çalışan abisi aracılığıyla ucuz bilgisayar ve televizyon temin edebileceğini söyleyip ikna ederek, katılan …’den 1.300 TL, katılan …’dan ise farklı tarihlerde olmak üzere toplam 3.670 TL para aldığı, sanığın vadettiği televizyon ve bilgisayarları vermediği gibi katılanlardan almış olduğu paraları da iade etmediğinin iddia edildiği olayda; sanığın ikrarı, katılanların beyanı ile tüm dosya kapsamına göre eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, her iki katılanı da benzer yöntemlerle ancak farklı eylemlerle aldatarak menfaat temin etmiş olması karşısında, sanığın her bir katılana karşı ayrı ayrı eylemleri sebebiyle iki kez cezalandırılması gerektiğinin gözetilmeyerek, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Cezanın ölçü biriminin Türk Ceza Kanunun 61/6. maddesi hükmünde düzenlendiği; “Hapis cezasının süresinin, gün, ay ve yıl olarak belirleneceği, bir gün 24 saat, bir ay 30 gün olduğu, yıl hesabının da resmi takvime göre hesap edileceğinin belirtildiği, mahkeme tarafından alt hadden uzaklaşılarak sanığa 2 yıl 6 ay hapis cezası verildikten sonra, TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca 1/4 oranında arttırım yapılmak suretiyle belirlenecek cezanın 2 yıl 13 ay 15 gün yerine, 3 yıl 1 ay 15 olarak belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, hapis cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “3 yıl 1 ay 15 gün” hapis cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, “2 yıl 13 ay 15 gün” hapis cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.