YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2827
KARAR NO : 2014/19027
KARAR TARİHİ : 17.11.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ait muvafakatnamelere mağdur …’ın imzasını atarak başvuru yapmak suretiyle devletten haksız yere doğrudan gelir desteği aldığının iddia edildiği olayda; sanığın aşamalardaki tüm savunmalarında babalarından kalan müşterek araziyi mağdur ile birlikte diğer kardeşlerinin rızasına dayanarak kendisinin ekip biçtiğini, mağdurun doğrudan gelir desteğinden yararlanmasına muvafakat gösterdiğini, ancak sonrasında aralarının bozulması nedeniyle şikayetçi olduğunu belirterek suçlamaları kabul etmemesi, ziraat mühendisi tarafından tutulan 06.03.2009 tarihli tutanaktan arazilerin ekilip biçildiğinin anlaşılması, mağdur ve tanıkların beyanlarında, sanığın arazileri ekip biçmesiyle birlikte doğrudan gelir desteğine başvurmasına rıza gösterdiklerini belirtmeleri ve diğer ortakların aynı araziler için başvuruda bulunmadıkları hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kullandığı arazilere ilişkin olarak mağdurun rızası ve bilgisi dahilinde düzenlendiği muvafakatnamelere ilişkin olarak sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarının yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraatkararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 17.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.