Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/28359 E. 2014/16211 K. 13.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/28359
KARAR NO : 2014/16211
KARAR TARİHİ : 13.10.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Osmaniye Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nu arayıp kendisini nöbetçi Cumhuriyet savcısı … olarak tanıtan sanık …’ın, infaz koruma memurlarıyla görüşerek o gün için cezaevine gelen tutuklu yakınlarına ait kimlik ve telefon bilgilerini istediği, bilgileri öğrendikten sonra ilk olarak cezaevinde tutuklu olarak bulunan … ‘in babası katılan …’ı aradığı, evde olmadığını öğrenmesi üzerine yakınlarına sonra tekrar arayacağını söylediği, daha sonra yine cezaevinde tutuklu olan … ‘ın babası olan şikayetçi …’i aradığı ve kendisini Cumhuriyet savcısı olarak tanıtarak oğlunu serbest bırakabileceği vaadiyle 4.000 TL kefalet parası yatırmasını istediği, aynı şekilde diğer tutuklu … için de 4.000 TL para istediği, şikayetçi …’in bu durumdan katılan …’a haber verdiği, ertesi gün katılan … ve şikayetçi …’in paraları yatırmak üzere … Bankası Şubesi’ne gittikleri, sanık …’ın, hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen şüpheli …’a ait hesap numarasını katılan ve şikayetçiye verdiği ve bu hesaba para yatırmalarını istediği, bu arada şikayetçi …’in bir yakınının kefalet parasının bankaya yatırılmayacağını söylemesi üzerine tanıdıkları avukat olan tanık Bilge ile görüştükleri ve sanığın kendilerini dolandırmaya çalıştığını anladıkları ve parayı göndermedikleri, sanığın daha sonra yine bilgilerini cezaevinden öğrendiği şikayetçi … ‘yi cep telefonundan aradığı ve kendisini yine Cumhuriyet savcısı olarak tanıtarak cezaevinde tutuklu olarak bulunan kardeşi …’ı çıkartabileceğini söyleyerek bunun için 2.500 TL para istediği, yine diğer şüpheli Cevat’a ait banka hesap numarasını verdiği, daha sonra sanığın bu sefer de şikayetçi Nurittin’i aradığı, kendisini savcı … olarak tanıttığı ve cezaevinde tutuklu olan oğlu Kürşat’ı çıkartmak için 2.500 TL para istediği, şikayetçiler … ile Nurittin’in birbirlerinden haberdar oldukları ve birlikte Cumhuriyet savcılığına giderek şikayetçi oldukları ve sanığı yakalatmak amacıyla verdiği hesap numarasına 50 TL para yatırdıkları, sanığın bu şekilde şikayetçi ve katılana yönelik ayrı ayrı dört defa dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediği sabit olmakla, mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında tayin olunan 2 yıl 9 ay hapis cezasından ¼ oranında indirim yapılırken “2 yıl 22 gün” yerine “1 yıl 12 ay 22 gün” hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış ; dolandırıcılık suçuna ilişkin uygulama maddesi olarak TCK’nın “157/1” maddesi yerine “151/1” maddesinin yazılması da mahallinde düzeltilebilmesi mümkün maddi hata olarak görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 13.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.