Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/286 E. 2014/14003 K. 08.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/286
KARAR NO : 2014/14003
KARAR TARİHİ : 08.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, reşit olmayanla cinsel ilişki
HÜKÜM : Mahkûmiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, daha önce tanımadığı on yedi yaşındaki korunmaya muhtaç çocuğu telefondan arayarak arkadaşlık teklif ettiği, mağdurun teklifi kabul edip tanışmalarından iki gün sonra sanığın mağdurun ikamet ettiği Pütürge İlçesine giderek mağdur ile buluştuğu, bir süre bu şekilde sohbet ettikten sonra sanığın, mağduru çok beğendiğini, evlenmek istediğini belirterek cinsel ilişkiye girmeyi teklif ettiği, mağdurun de teklifi kabul etmesi üzerine, evinin yakınlarındaki bahçelik bir alanda anal yoldan mağdurla cinsel ilişkiye girdiği, sonrasında da mağdur ile sanığın telefonla görüşmelerinin sürdüğü, dana sonra sanığın, mağduru kaçıracağını söyleyerek haber gönderdiği, mağdurun da bunu kabul ettiği, sanığın, mağduru Pütürge ilçesinden alıp Malatya iline getirdiği, bir müddet birlikte gezdikten sonra yeniden cinsel ilişkiye girme teklifinde bulunduktan sonra tekrar anal yoldan cinsel ilişkiye girdiği, sonrasında Doğu Garajı’na geldikleri, burada sanığın mağdura, maddi durumunun iyi olmadığını ve evlendikleri zaman iade edebileceğini söyleyerek, mağdurdan iki adet 22 ayar altın bileziği ve iki adet küpeyi istediği, mağdurun da sanığın sözlerine inanarak suç konusu ziynet eşyalarını sanığa verdiği, küpe ve bilezikleri bir kuyumcuda bozdurdukları, sanığın, aldığı toplam 600 TL’nin, 15 TL’sini mağdura verdiği, kalan parayı da kendisi aldığı, bu arada mağdurun LG marka cep telefonunu da aldığı, telefonun kartını kırıp makinesini aracın torpido gözüne koyduğu, sonrasında, arkadaşından aldığı aracı teslim edip tekrar döneceğini belirtip mağdurun yanından ayrıldığı, mağdurun uzunca bir süre sanığı beklemesine rağmen sanığın dönmediği, böylece sanığın zincirleme olarak reşit olmayanla cinsel ilişki ve dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, mağdur ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın, cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla zincirleme şekilde cinsel ilişkide bulunduğu sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53/4. maddesi gereğince, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı aynı Kanunun 53/1 maddesi maddesinde gösterilen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından “TCK 53. madde gereğince sanık hakkında güvenlik tedbirlerine hükmedilmesine” ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suç tiplerinden farklı kılan husus, aldatma temeline dayanan bir suç olmasıdır. Birden çok hukuki konusu olan bu suç işlenirken, sadece malvarlığı zarar görmemekte, mağdurun veya suçtan zarar görenin iradesi de hileli davranışlarla yanıltılmaktadır. Madde gerekçesinde de, aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyiniyet ve güvenin bozulduğu, bu suretle kişinin irade serbestisinin etkilendiği ve irade özgürlüğünün ihlâl edildiği vurgulanmıştır. Somut olayda, sanığın, mağduru tanışmak amacıyla önce telefonla aradığı, buluşmanın gerçekleşmesinden sonra, onu evleneceklerine inandırdığı ve bu amaçla mağduru evinden kaçırdığı, parasının olmadığını söyleyerek bileziklerini aldıktan sonra arkadaşına ait olan arabayı teslim etme bahanesiyle ordan ayrılarak bir daha dönmediği olayda, sanığın, baştan itibaren hileli hareketlerle hareket ederek mağdurun bilezik, küpe ve parasını almak suretiyle haksız menfaat temin ettiği, söz konusu eylemlerin, basit yalan boyutunu aştığı ve dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluştuğu dikkate alınarak, sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.