Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2922 E. 2014/14413 K. 10.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2922
KARAR NO : 2014/14413
KARAR TARİHİ : 10.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’ın katılanın oğlu olup piyasaya borçları olduğu, kredi çekmek istediği ancak devam eden kredi borçları bulunması nedeniyle başvurularının kabul edilmediği, bu amaçla daha önceden tanıdığı sanık … ile görüşüp konuştuğu, sanıkların taşınmaz alım satımı yapmış gibi göstererek sanık … adına kredi almak hususunda anlaştıkları, bu maksatla Halk Bankasına başvurdukları, katılana ait taşınmazı bu kredi işleminde kullanmak istedikleri, katılana kredi alınması için tapuda bir evrak imzalaması gerektiğini söyledikleri, katılanın da inanarak zor durumda olan oğlunu borçtan kurtarmak için tapuya gittiği, tapuda imza attığı, tapuda yapılan işlemin taşınmazın devri sözleşmesi olduğu, katılanın sanıkların hileli hareketleri ile satış işlemine razı edildiği, sanık …’nin bir süre sonra mülkiyet iddialarını bertaraf etmek amacıyla taşınmazı sattığı, sanıkların bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu iddia edilen olayda; tapuda yapılan satış işlemi sırasında görevli memur tarafından katılana evi sanık …’ye satıp satmayacağı hususunun sorulduğu, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinin raporuna göre de katılanın taşınmazın devir işlemleri sırasında algılama yeteneğinin tam olduğunun tespit edildiği, evin satışından sonra sanık … tarafından çekilen kredinin bir kısmının sanık …’a verildiği, sanık …’ın kredi borcunu ödememesi üzerine sanık …’nin evi satmak istediğini katılan ve sanık …’a söylediği, ilk olarak onlara satmayı teklif ettiği, ancak parayı denkleştiremedikleri, bunun üzerine sanık …’nin yaklaşık 28 ay sonra evi başkasına sattığının anlaşılması karşısında, taraflar arasındaki uyuşmazlık hukuki mahiyette olup sanıkların suç kastıyla hareket ettiklerine dair mahkumiyetlerine yeter nitelikte, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 10.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.