YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/29349
KARAR NO : 2014/1437
KARAR TARİHİ : 29.01.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma, hakaret, tehdit, kasten yaralama
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir.Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Katılan Sanık …’ın alkollü içecek satan iş yerinin bulunduğunu, katılan sanık …’in de bu iş yerinin satış sorumlusu olduğu ve iş yerinden satması için kendisine teslim edilen 17 şişe içkiyi satmadan ve iş yeri sahibi …’a haber vermeden evine götürdüğü, ayrıca çalıştığı iş yerine ait 300 Euro bedelli ışıklı tabelayı müşteriye vermesi gerekirken evinde kullandığı, bu olayın tespit edilmesinden sonra katılan sanık …’in işten ayrılması için işlem yapıldığı sırada sanıklar … ve…’nin katılan sanık …’e sinkaflı küfürde bulunarak hakaret ettikleri ve kasten yaraladıkları, sanık …’ın da olayı öğrendikten sonra katılan sanık …’e “seni öldüreceğim” diyerek tehdit ettiği, sinkaflı küfürde bulunarak hakaret ettiği ve tokat atarak kasten yaraladığının iddia edildiği somut olayda;sanıklar … ve…’nin hakaret ve kasten yaralama, sanık …’ın ise kasten yaralama, hakaret ve tehdit suçlarını işlediklerine dair sanıkların inkara yönelik savunmalarını aksine ve sanık …’e hergün şirketten satış için teslim edilen ,akşam da mevcut olan içkilerin sayılması, sanık …’in teslim aldığı içkilerin eksik olduğuna dair sayımda bir tespit yapıldığına dair bir iddianın olmaması, müştekilere teslim edilmek üzere sanığa verildiği belirtilen neon lambasının hangi süre içerisinde hangi müşteriye teslim edilmek üzere verilmiş olduğunun ve sanık …’ten şirket yetkilerinin bu neon lambasını istedikleri ve sanık …’in de iade etmediği yönünde bir iddianın bulunmaması, sanık …’in evinde bulunan içkilerin kendisi tarafından satın alınmış içkiler olabileceği, şirket yetkililerinin şirkete ait olduğunu ve müşterilere verileceğini söyleyerek iadesini talep etmeleri halinde sanık …’in neon lambasını da iade edebileceğinin anlaşılması karşısında sanıkların mahkumiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,yerinde görülmeyen sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 29.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.