YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2966
KARAR NO : 2014/14259
KARAR TARİHİ : 09.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun Madde 14 de, Tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri,aynı yasanın Madde 124 de
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55 – Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Katılanların … ilçesinde faaliyet gösteren … Ticaret isimli beyaz eşya alım satımı yapan işyerinin sahipleri olduğu, sanıklardan …’nun da … ilinde faaliyet gösteren …. Şti’nin yetkilisi olduğu, pazarlamacılar vasıtası ile çevre il ve ilçelere beyaz eşya satmak suretiyle ticaret yaptığı, diğer sanık …’nın ise, sanık …’ın yetkilisi olduğu şirkette pazarlamacı olarak çalıştığı, her iki firma arasında yaklaşık 8-10 yıldır beyaz eşya alım satımı hususunda bir ticari ilişkinin mevcut olduğu, 2008 yılı başından itibaren …… adına sanık …’un katılanların sahibi olduğu işyerine pazarlamacı olarak gelip gitmeye başladığı, katılanların başlangıçta çok fazla mal almadıkları, ancak; aynı yılın altıncı ayında sanık …’un katılan …’a, patronlarının nakit alış verişlerde belirli bir iskonto yapacağını söylediği, katılanların da nakit alım için fiyatları sordukları, sanık …’un söylediği fiyatların uygun gelmesi üzerine, sanığın, katılan …’un istediği ürünleri sipariş fişine iskontosuz fiyatları ile yazdığı, toplam yaptıktan sonra iskonto yaparak iskontolu fiyatı da yazdığı, Yunus’un da iskontolu bedeli nakit olarak …’a ödediği ve karşılığında makbuz almadığı, iki üç gün sonra sipariş verdikleri ürünlerin geldiği, ancak faturada iskontosuz olarak fiyatların yazıldığı, katılan …’un bu durumun sebebini sanık …’dan sorduğunda, sanığın fiyatların tek fiyat olarak gözüktüğünü, faturanın o şekilde kesildiğini, ancak bir kaç ay sonraki yapılacak toplamda fiyat farkı faturası kesileceğini söylediği, bir kaç ay bu şekilde alış verişe devam ettikleri, aynı şekilde tüm ürünlerde iskontosuz fiyatlar yazıldığı ve altına iskontolu fiyatın belirtildiği, katılan …’un da iskontosuz fiyatı peşin olarak sanık …’a verdiği, … 2008 yılının 11. ayında talep ettiği ürünlerden bir kısmının gelmemesi üzerine, sanık …’un bazı ürünlerin ithalatçı firmadan henüz gelmediğini, ayrıca büyük araçla gelmediği için bazı ürünleri de getiremediğini beyan ettiği, gelmeyen ürünlerin tutarının yaklaşık 9.000 TL olduğu, katılanın bunların parasını da sanığa peşin olarak ödediği, sanığın daha sonraki bir tarihte katılanların işyerine geldiğinde toplamda 24.000 TL değerinde ürün almaları halinde %4 daha indirim yapılacağını söylediği, … nakitinin olmadığını belirtmesi üzerine sanığın çek de kabul edebileceğini beyan ettiği, …. da birer ay arayla 5.000’er TL bedelli üç parça çek verdiği, çeklerin… Ltd. Şti adına kesildiği, 15.000 TL’lik ürün için de sipariş yazdıkları, bu sipariş için de bir öncekiler gibi iskontosuz şekilde fiyatların yazıldığı, altta ise iskontosunun düşüldüğü, bu süreçte sanık …’nın ekonomik durumunun bozulması üzerine, verilen siparişlerden alınan ücretlerin bir kısmını şahsi borçları için kullandığı, daha sonra …. Şti ile alış veriş yapan başka bir firmanın katılan …’u arayarak, sanık …’un fiyat farkı faturası keseceğini, ancak henüz kesmediğini, kendilerine kesip kesmediğini sorduğu, katılan …’un kesilmediğini söylediği ve durumdan şüphelenip … firmasını aradığı, firmanın muhasebecisi olan … ile görüştüğü ve şirketlerinin son üç dört aylık hesap ekstresini istediği, bir süre sonra … firmasından faks geldiği, faksın tamamının bilgisayarda olmasına rağmen katılanların alacağı kısmın 23.883 TL olarak tükenmez kalemle yazılmış olduğunu görünce firmayı tekrar aradığı, telefona çıkan … sözlü olarak firmadan alacağı ve borcunu söylemesini istediği, ….. de 1.779TL borçları olduğunu beyan ettiği, katılan …’un ise yanlışlık olduğunu, yaklaşık 24.000 TL alacakları olduğunu belirttiği, …. de kayda girmemiş ürün olabileceğini söyleyip sanık … ile görüşmesini istediği, üç gün sonra aynı firmadan … … isminde pazarlamacının katılanın işyerine geldiği ve … Şti’den gelen sipariş fişleri ile katılanlarda bulunan sipariş fişlerini karşılaştırdığında aynı olduğu, ancak; şirketten gelen sipariş fişlerinde iskontolu fiyatların bulunduğu bölümün karalanmış olduğunun tespit edildiği, sanıkların bu şekilde katılanlarla aralarında oluşan güven ilişkisini kullanıp, katılanları hile ile aldatarak maddi menfaat temin etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda;
1- Sanık … hakkında verilen beraat kararının incelenmesinde;
Katılanlarla sanık …’un irtibata geçtiği ve ticari işlemleri gerçekleştirdiği, sanık …’ın katılanlara yönelik hileli bir hareketinin bulunmayıp, diğer sanık …’un eylemlerine iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla; sanık … hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında verilen beraat kararının incelenmesinde;
…de pazarlamacı olan sanık …’nın, 2008 yılının 2. ayından itibaren şirket adına pazarlamacı olarak katılanların işyerlerine gelip gitmeye başladığı, katılanların başlangıçta çok fazla mal almadıkları, ancak 6. aydan itibaren sanık …’un, nakit alışveriş yapmaları halinde ekstra bir iskonto uygulayacağını söylediği, katılanların bu teklifin cazip gelmesi üzerine mal almayı kabul ettikleri, sanık …’un satmış olduğu elektronik eşyalar karşılığında sipariş fişleri düzenlediği, bu fişlere iskonto bedellerini yazarak bir nüshasını katılanlara verdiği, bedelini de nakit olarak tahsil ettiği, sanığın firmadan gizli yaptığı iskontonun anlaşılmaması için kendisinde kalan sipariş fişi nüshalarındaki iskonto miktarlarını ise karaladığı ve bu şekilde firmaya teslim ettiği, birkaç kez sanık …’un kendi ekonomik sıkıntıları nedeniyle nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla katılanlar ile aralarında oluşan güven ilişkisini ve şirket elemanı sıfatını kullanmak suretiyle, yetkisi ve firmanın bilgisi olmadan satış bedelinde ciddi miktarda iskonto yapacağını söyleyerek katılanları aldatarak nakit para tahsil ettiği, bir süre sonra sipariş fişindeki malların firmaca teslimi sonrası gönderilen faturaların iskontosuz bedelle düzenlenmiş olduğunu gördüklerinde katılanların sanık … ile irtibata geçtikleri, ancak sanık …’un bir ay sonra fark faturası düzenleneceğini söyleyerek hileli davranışlarına devam ettiği, katılanların bir süre sonra başka bir işyeri ile yaptıkları görüşme sonucu durumdan şüphelenerek firmayı aradıkları ve hesap ekstresini istedikleri, sanık …’un bilgisayar çıktısı olan hesap ekstresi üzerinde katılanlara vaat ettiği iskonto bedelini hesaplayarak kalemle düzeltme yaptığı ve bu şekilde faks çektiği, katılanların kalemle yapılan bu değişiklikten şüphelendikleri ve firma ile yaptıkları telefon görüşmesinde firmadan 23.883 TL alacaklarının bulunduğu düşüncesinin aksine, 1.779 TL borçlarının olduğu bilgisini aldıkları, bu farkın sanık …’un iskonto vaadi ile katılanlardan nakit para tahsil etmesinden ve tahsil ettiği bu paraları da firmaya yatırmamasından kaynaklandığı, sanık …’un bu şekilde şirket adına hareket eden kişi olarak ticari faaliyeti sırasında değişik zamanlarda birden fazla kez olmak üzere dolandırıcılık suçunu işlediği gözetilmeden, atılı suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09/09/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.