YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3080
KARAR NO : 2014/14079
KARAR TARİHİ : 08.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’ın, katılanı borçlu, diğer sanık …’ı da alacaklı olarak gösterip, 10.09.2007 tarihli ve 11000 TL bedel içeren senedi sahte olarak oluşturduktan sonra, sanık … tarafından söz konusu senede istinaden şikayetçi aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile icra takibinde bulunulduğu, yapılan icra takibi kapsamında kendisine gönderilen ödeme emri üzerine hakkında yapılan takipten haberdar olan katılanın, söz konusu senedin kendisine ait olmadığını ve böyle bir borcunun bulunmadığını öne sürdüğü, bu şekilde sanıkların, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek kendilerine herhangi bir borcu bulunmamasına rağmen katılan adına sahte senet düzenleyerek icra takibinde bulunmak suretiyle üzerine atılı olan nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanıkların savunmalarına, katılanın beyanlarına, ekspertiz raporuna, tanıkların anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların üzerlerine atılı olan suçları işlediklerine dair katılanın iddiasından başkaca, somut ve kesin bir delil elde edilememesi karşısında, kuşkudan sanık yararlanır ilkesi dikkate alınarak; sanıkların beraatlerine dair kararlarda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 08.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.