YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3087
KARAR NO : 2014/19113
KARAR TARİHİ : 18.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Hastane kafeteryasının önünde katılanın, daha önce tanımadığı, sanık ile karşılaştığı ve sohbet ettikleri, sonra yanlarına Türkmenistan uyruklu olduğunu söyleyen bozuk şiveli bir şahsın geldiği ve onlara Kapalı Çarşı’yı sorduğu, katılan ile sanığın Milas’ta böyle bir yer olmadığını söylediği, sanık …’ın bozuk şiveli olan şahsa neden orayı aradığını sorduğu, şahsın satmak üzere cep telefonu ve altın saat getirdiğini söylediği, bunun üzerine sanık …’ın şahsa gel hep beraber bir yerde oturalım dediği, beraber oturdukları, sanık … ile meçhul şahsın kendi aralarında pazarlık ederek anlaştıkları, katılanın bir şey satın almadığı, sanık …’ın meçhul şahsa para vereceği sırada parasının eksik olduğundan bahisle katılandan para istediği, parayı hastanede yatan babasından alarak iade edeceğini söylediği, katılanın cebinde bulunan 700 TL parayı sanığa iade edeceğine güvenerek verdiği, parasını alınca Türkmenistanlı şahsın gittiği sanık …’ın da müştekiye 6 tane altın görünümlü saati bırakarak, babasından parayı almak için hastaneye girdiği ve bir dahaçıkmadığı, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanık tarafından işlendiği anlaşılmakla hakkında verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”60 gün”, ”50 gün” ve ”1.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ”5 gün”, ”4 gün”, ”80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.