Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/30891 E. 2015/1769 K. 02.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/30891
KARAR NO : 2015/1769
KARAR TARİHİ : 02.02.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma suça konu şeyin amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; sanıkların kalmakta oldukları ceza infaz kurumunda bulunan koğuştaki duvarı delmek suretiyle zarar verdikleri sanıkların anlatımları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı itibariyle anlaşıldığından, kamu malına zarar verme suçunun tüm sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıkların Cumhuriyet savcılığı ve mahkeme önünde yasal hakları kendilerine hatırlatılarak suçları anlatıldığında, Türkçe bildiklerini, buna rağmen savunmalarını kendi dilleri olan Kürtçe olarak vermek istediklerini söyledikleri, ilk oturumda savunmalarını Kürtçe olarak yapılmasının kabul edilmemesi halinde avukat talep ettikleri ve takip eden celsede hazır bulunmalarına rağmen sorulan sorulara ne olduğu anlaşılamayan ancak Kürtçe olduğu tahmin edilen bir lisanla cevap verdikleri anlaşılmakla, CMK’nın 147. ve 191. maddeleri uyarınca Türkçe bilen sanıkların kullandığı sözler karşısında, kendilerini ifade etmekte zorluklarının bulunmadığı, susma hakkını kullanmak suretiyle savunmalarını yaptıkları, davranışlarının CMK’nın 202/4. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği kabul edilerek ve sanıklar müdafiinin de gerekli savunmayı yaptığı anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ile müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 02/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.