Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/32105 E. 2015/16294 K. 11.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/32105
KARAR NO : 2015/16294
KARAR TARİHİ : 11.02.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, kamu görevlisine hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, … ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … … ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük
düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil,görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir,kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı,kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi,Olayın gelişimi sırasında sanığın,cebir ve/veya tehdit kullandığı polis memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır. “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçunun 5237 sayılı TCK’ nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir. Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı cebir ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Somut olayda; sanıkların alkollü bir şekilde çevreyi rahatsız ettiğine dair kolluk birimlerine gelen ihbar üzerine, polis memuru olarak görevli olan şikayetçilerin olay yerine intikal ederek sanıkları uyardıktan sonra, sanıklardan sorgulama yapmak amacıyla kimliklerini ibraz etmelerini istedikleri, buna karşılık sanıklar … ve …’un “bu saatte ne kimliği istiyorsunuz” diyerek kimliklerini vermek istememeleri üzerine şikayetçilerin olayların büyüyeceğini öngörerek destek ekip istedikleri, kısa süre içerisinde katılan … ve tanık …’in de olay yerine intikal ettiği, sanıklar … ve …’ın kimlik göstermek istememeleri ve saldırgan davranışlarda bulunmaları üzerine sanıkların ekip otosuna alınmak istendikleri sırada “biz aşiretiz, bize kimse burada bir şey diyemez, siktir gidin, ananızı avradınızı sinkaf ederiz” diyerek kamu görevlilerine görevlerinden dolayı alenen ve zincirleme şekilde hakaret ettikleri, diğer sanıklar … ve Savaş’ın da, … ve …’un ekip otosuna alınmalarını engellemek amacıyla polis memuru olan şikayetçilere saldırdıkları, saldırı sırasında sanık …’ın katılan …’ın eline tekme atarak kırdığı, diğer sanıkların da katılan …’ı ve diğer şikayetçilere vurarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralayarak görevi yaptırmamak için direndikleri, ayrıca sanıklardan …’nın nezarethaneye götürüldükten sonra nezarethaneye ait havalandırma camını kırarak zarar verdiğinin iddia edildiği anlaşılmakla,
1-Sanık … hakkında verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığa 14/12/2011 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ olunan mahkumiyet hükmüne yönelik, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 27/12/2011 tarihli temyiz başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme, kasten yaralama; sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme; sanık … hakkında ise görevi yaptırmamak için direnme ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, tanık ve şikayetçi beyanları, doktor raporu, olay ve gürgü tespit tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, sanık …, … ve …’un birlikte gerçekleştirdikleri eylemin görevi yaptırmamak için direnme suçunu; sanık …’ın katılan …’a karşı eyleminin kasten yaralama; sanık …’un nezarethane camını kırmak şeklindeki eyleminin de kamu malına zarar verme suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Kasten yaralama suçuyla ilgili kurulan hükümde, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle ve kemik kırığı oluşacak şekilde yaralama ile takdiri indirime ilişkin kanun maddelerinin gösterilmemesi mahallinde düzeltilebilir bir hata olarak görülmüştür.
Görevi yaptırmamak için direnme suçunda TCK’nın 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken 6 ay 20 gün yerine, 6 ay 15 gün hapis cezası verilmesi ve hesaplamaların da bu miktar üzerinden yapılması suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii, … ve …’nın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3-Sanık … ve sanık … hakkında kamu görevlisine hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, tanık ve şikayetçi beyanları, olay tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, sanık … ve …’un birlikte gerçekleştirdikleri eylemin kamu görevlisine hakaret suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık … müdafii, … ve …’nın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 125/1-3(a) maddesi gereğince belirlenmiş olan 1 yıl hapis cezasının, aynı Kanun maddesinin 4. fıkrası uyarınca 1/6 ve 43. maddesi uyarınca 1/4oranında artırılıp, aynı Kanun’un 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak sonuç cezanın 1 yıl 2 ay 17 gün yerine 1 yıl 7 ay 15 gün olarak belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, … müdafii, … ve …’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan “1 yıl 11 ay 15 gün” ve “1 yıl 7 ay 17 gün”, kısmının çıkartılıp, yerine “1 yıl 5 ay 15 gün” ve “1 yıl 2 ay 17 gün” denilmek suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.