Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/32522 E. 2015/10135 K. 09.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/32522
KARAR NO : 2015/10135
KARAR TARİHİ : 09.02.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme (değişen suç vasfına göre kamu malına zarar verme)
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanığın, eşine ait taşınmaza dikilen elektrik direğini söktüğü, söz konusu direğin, baraj inşaatına elektrik götüren direklerden biri olduğu, böylece sanığın mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından; söz konusu taşınmazın sanığın eşine ait olduğu belirtilmekle, taşınmazın mülkiyetinin kime ait olduğunun araştırılarak, ilgili belgelerin getirtilmesi, sanığın eşinin mağdur sıfatıyla dinlenerek, taşınmazın kime ait olduğu, söz konusu direğin hangi tarihte ve hangi karara istinaden kim tarafından dikildiğinin sorulması, ilgili idareye yazı yazılarak, direğin dikilmesine esas irtifak hakkını içerir kamulaştırma kararı veya kamulaştırmasız el atmaya yönelik bir dava bulunup bulunmadığı, sanık veya eşine bir bedel ödenip ödenmediği hususlarının sorulması, varsa buna dair belgelerin ve ilgili dava dosyalarının getirtilerek incelenmesi, onaylı suretlerinin dosyaya konulması, söz konusu direk katılandan başkası tarafından dikilmiş ise, bu kişinin de çağrılarak tanık sıfatıyla beyanının alınması, sanık yargılama sırasında alınan ifadesinde, direğin kendisi tarafından sökülmediğini, kepçeyle gelip söktüklerini belirtmekle, bu iddianın doğru olup olmadığının incelenmesi, direğin özel amaçla veya kamu hizmeti amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, ne şekilde kamu hizmetine tahsis edildiğinin tespit edilmesi, buna dair kayıtların getirtilmesi, sanığın eşinin, karşı tarafa dava açtığı ve bu davanın da derdest olduğunun belirtilmesi karşısında, ilgili dava dosyanın getirtilerek, ceza davası ise, hukuki ve fiili irtibat bulunup bulunmadığının belirlenerek birleştirme hususunun değerlendirilmesi, aksi halde, incelenerek onaylı suretinin dosyaya konulması, idare veya kamu hizmeti yürüten kişiler tarafından herhangi bir hukuki temele dayanmadan direk dikilmiş ise, Medeni Kanun’un 683/1. maddesine göre, bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir, hükmü ile taşınmaza yapılan müdahalenin hangi hukuksal temele dayandığı hususları da gözönünde bulundurularak, sanığın, yasal hakkını kullanıp kullanmadığı ve bu çerçevede suç işleme kastıyla hareket edip etmediği hususlarının karar yerinde tartışılarak, sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeyerek eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel kurulu’nun 14/06/2011 tarih ve 2011/1-24 Esas, 2011/124 Karar sayılı kararına göre, failin haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ederek bir suç işlemesinin haksız tahrik olduğu, bu durumda failin suç işleme yönünde önceden bir karar vermeksizin, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısında yarattığı karışıklığın sonucu olarak suç işlemeye yöneldiği, buna göre; katılanın hukuka aykırı eyleminin haksız fiil olarak değerlendirilemeyeceği, aksi kabul edilse bile, direğin dikildiği zaman ile söküldüğü zaman arasında uzunca bir sürenin geçtiği dikkate alınarak, sanığın haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlediğinin kabul edilemeyeceğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 29. maddesinin yasal koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde cezada indirim yapılarak fazla ceza tayini,
3-Sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması sırasında uygulama maddesi olan TCK’nın 29. maddesinin gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.