Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/32986 E. 2014/8161 K. 28.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/32986
KARAR NO : 2014/8161
KARAR TARİHİ : 28.04.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Şikayetçinin, Çorum Devlet Hastanesi’nde yatalak hasta olarak tedavi görmekte olan ve babasının yanında refakatçi olarak bulunduğu sırada, odaya gelerek kendisini hastanede görevli doktor asistanı olarak tanıtan sanığın, şikayetçiye, babasının başka hastaneye nakil edileceğini, bu nedenle ambulansın hazırlandığını söyledikten sonra, bir takım usuli işlemlerin tamamlanması bahanesiyle ve hastane veznesine yatıracağından bahisle bileziklerini almak suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği somut olayda;
Oluşa, toplanan delillere ve somut olaya göre; mağdurun tehlikeli durumda, zor şartlar altında veya çaresizlik içerisinde bulunduğunu gösteren somut bir belirlemenin yapılamadığının anlaşılması karşısında; sanığın söz konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-b maddesi kapsamında “kişinin içerisinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturmayacağının anlaşılması karşısında sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş ve bu nedenle tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Çorum 3. Asliye Ceza Mahkemesince, 01.05.2008 tarihinde verilen, 2006/514 esas, 2008/178 Karar sayılı olan ve 2 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün kesinleşme tarihinin 15.05.2013 tarihi olduğu, kanundaki şartlarının oluşmadığı ve bu nedenle tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden sanık hakkında mükerrirler hakkındaki infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; sanık hakkında kurulan hükümde yer alan TCK’nın 58. maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılarak sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.