YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/33129
KARAR NO : 2015/20612
KARAR TARİHİ : 16.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehin etmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Katılanın 11.05.2007 günü Polatlı Toki inşaatında sanığın kiraladığı kepçesini kullanmak üzere işe başladığı, burada 19 gün kadar çalıştığı, ancak daha sonra sanık ile aralarındaki bazı sorunlar nedeniyle işi bıraktığı, ancak işi bırakmadan önce 24.05.2007 günü sanığın sigorta yapacağını söyleyip katılandan nüfus cüzdanı ve sigorta kartını aldığı, işi bıraktıktan sonra sanığın nüfus cüzdanını ve sigorta kartını geri vermediği, katılanın 23.06.2007 günü sanığı telefonla arayarak nüfus cüzdanını ve sigorta kartını geri istediği, bunun üzerine sanığın, katılana hitaben “ne parası, sen beni yüz üstü bırakıp giderken düşündün mü, seni öldürürüm, mahvederim” diyerek tehdit ettiği, sanığın 27.06.2007 günü Polatlı İlçe Emniyet Müdürlüğü Esentepe Polis Amirliğine gelerek katılana ait nüfus cüzdanını ve sigorta sicil kartını katılana teslim ettiği olayda;
1-Sanık hakkında tehdit suçundan verilen hükme yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen hükme yönelik incelemede;
Sanığın sigorta için kimlik ve evrakları katılandan alıp muhasebeci …’a verdiğini muhasebecinin 10-15 gün arayla yanına geldiğini bu süre zarfından katılanın işi bıraktığını, belgeleri karakolda teslim ettiğini savunması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti için muhasebeci …’ın tanık sıfatıyla beyanı alınarak belgelerin kendisine teslim edilip edilmediği ve ne zaman kendisinden alındığı sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/02/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.