Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/33135 E. 2015/20622 K. 16.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/33135
KARAR NO : 2015/20622
KARAR TARİHİ : 16.02.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dahil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde mağdur polis memurlarının sivil polis olarak araçla devriye görevi yaptıkları şikayetçilere “burada ne geziyorsunuz lan sinkaf ettiğimin polisleri siktirin gidin buralardan, gezmeyin” diyerek hakaret ettiği ve ekip otosunun ön camına vurarak camı kırdığı olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Doğum tarihi 22/12/1988 olan sanığın suç tarihi olan 04/10/2006 tarihinde 15-18 yaş grubunda çocuk olduğu, 27/12/2006 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla yaşını 22/12/1987 olarak düzelttiği anlaşılmakla, ceza yargılamasında önceliğin maddi gerçeğin tespiti olduğu ve Nüfus Kanunu’nun 36. maddesinin 1-b ilk cümlesinin Anayasa Mahkemesinin 30.03.2012 tarih ve 2011/34 Esas, 2012/48 sayılı Kararı ile iptal edilmiş olması da dikkate alınarak zamanaşımı süresinin hesaplanması açısından suça sürüklenen çocuğun yaş konusundaki tereddütlerin ortadan kaldırılması amacıyla, Asliye Hukuk Mahkemesi’nden dava dosyası getirtilip, incelendikten sonra bu dosyadaki rapor veya raporların hüküm kurmaya yeterli olup olmadıkları araştırılarak gerekli görüldüğü takdirde bu raporlara dayanak film grafilerinin temin edilip … Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilerek sanığın suç tarihindeki gerçek yaşının tespitinden sonra hukuki durumunun tespiti gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Hakaret suçu açısından suça sürüklenen çocuğun eyleminin tek bir fiille birden çok mağdura yönelik olması sebebiyle anılan suçtan tayin edilen cezada TCK’nın 43/2. maddesi uyarınca artırım yapılması gerekirken, her bir mağdura yönelik ayrı ayrı hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini,
3-Suça sürüklenen çocuğun adli sicil kayıtlarındaki sabıkaların silinme koşullarının oluştuğu gözetildiğinden, 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesi ve 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca, suça sürüklenen çocuğun kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda oluşan kanaate göre ertele ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken suça sürüklenen çocuğun sabıka kaydı olduğundan ve geçmiş kişiliğinden bahisle yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmaması geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmaması;
4- Suça sürüklenen çocuğun hakkında kamu malına zarar verme suçu yönünden verilen hükümde uygulama maddesinin 152/1-a yerine 151/1-a olarak yanlış gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/02/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.