Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/33272 E. 2014/2010 K. 05.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/33272
KARAR NO : 2014/2010
KARAR TARİHİ : 05.02.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, suç işlemek için kurulan örgüte üye olma
HÜKÜM : Beraat, ortadan kaldırma, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar hakkında suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak suçundan kurulan hüküm bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve bu örgüte üye olmak suçlarının kamu idaresine karşı işlenmesi ve katılan kurumun bu suçtan doğrudan doğruya zarar görmemesi karşısında;katılan kurum vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm bakımından yapılan incelemede;
Sanığın 20.06.2005, 05.07.2005 ve 25.07.2005 tarihli reçetelerde tahrifat yapmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği ve suç tarihlerinin belirtilen tarihler olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,yerinde görülmeye sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3- Sanıklar …, , hakkında dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümler bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereğince düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ortadan kaldırılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından “ortadan kaldırılmasına” ibaresinin çıkarılarak yerine “5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereğince düşmesine” denilmek suretiyle diğer yönleri usül ve yasaya uygun hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4- Sanıklar …, hakkında resmi belgede sahtecilik ve sanık … hakkında dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümler bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir.Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir.Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır.Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’nın … Eczanesini işlettiği, sanıklar …, .’ın ilaç mümessili oldukları,yine sanıklar …’in … Eczanesini, …’nin …Eczanesini, …’ın … Eczanesini, …’ın … Eczanesini, …’inde … Eczanesini işlettikleri, 2002-2005 yılları arasında sanık …’nın 149 adet reçete de doz, adet, ilaç ilavesi gibi ilavelerle tahrifat yaparak toplam 129.789 TL katılan kuruma fatura edip bu bedeli tahsil ettiği, bu eylemlere, ilaç mumessilleri sanıklar …, . ve …’ında reçetelerde tahrifat yapıp,sağlık karnesi, hasta ve reçete temin ederek iştirak ettikleri, diğer eczane sahibi sanıkların eczanelerinde işlem gören 224 adet reçetede tahrifat yapıldığı, bu reçetelerinde emekli sandığına fatura edilerek, 28.946 TL tahsil edildiğinin iddia edildiği somut olayda;
Sanıklar …, . hakkında resmi belgede sahtecilik ve sanık … Yardımca hakkında dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümler bakımından yapılan incelemede;
1-Sanıklar …, . hakkında resmi belgede sahtecilik suçu bakımından,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5252 Sayılı kanunun 9. maddesiyle 5237 Sayıı TCK’nın 7/2. maddesine göre yapılan lehe yasa değerlendirilmesinde, sanıkların eylemlerinin uyduğu 765 Sayılı TCK’nın 342/1 ve 80. maddeleri ile 5237 Sayılı TCK’nın 204/1 ve 43/1. Maddelerinden mahkemece alt sınırdan yapılan değerlendirmede sonuç hapis cezasının her iki kanundada 2 yıl 8 ay hapis cezası olarak eşit olup, 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinde düzenlenen ve hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu uygulanan güvenlik tedbirlerinin bulunması itibariyle ve ceza süresine göre 765 sayılı kanunun 31 ve 33. maddelerinin de uygulanamayacağına göre 765 Sayılı TCK hükümlerinin sanıklar lehine olduğu gözetilmeden 5237 Sayılı TCK’nın lehe kabulü ile hüküm kurulması,
2-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm bakımından;
Sanık tarafından ibraz edilen gerçeğe aykırı reçeteler nedeniyle katılan kurum tarafından sanığa yapılan en son ödemenin 23.07.2005 tarihinde yapılmış olması nedeniyle, suç tarihinin 5237 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihinden sonrasına tekabül edip zamanaşımı süresinin aynı yasanın 66. maddesi uyarınca dolmadığı gözetilerek, delillerin değerlendirilip sanığın hukuki durumunun taktir ve tayini gerekirken yazılı şekilde zamanaşımı nedeni ile ortadan kaldırma kararı verilmesi;
Bozmayı gerektirmiş olup sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.