YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3375
KARAR NO : 2014/14043
KARAR TARİHİ : 08.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, suç duyurusunda bulunulması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri,aynı yasanın 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde Tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Sanık …’un, …. .. isimli şirketin ortağı olduğu, şirket ortakları … ve … … 01.11.2007 tarihinde şirketi temsil konusunda sanık …’ın kızı olan sanık …’yi şirket müdürü olarak atadıkları, sanık …’un, şirketlerine ait araçlara akaryakıt alma konusunda katılanın yetkilisi olduğu … …rol Ltd. Şti ile anlaştığı ve akaryakıt borcuna karşılık 15.12.2008 keşide tarihli bonoyu yetkisi olmadığı halde şirketin kaşesini kullanarak imzaladığı, … … aldığı akaryakıtın bedelini ödememesi üzerine katılanın söz konusu senedi kullanarak istinaden borçlular hakkında icra takibi yaptığı, ancak sanık …’nin senetteki borçlu imzasının şirketi bağlamayacağını ileri sürüp borca itiraz ettiği ve takibin durdurulduğu, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanıklar müdafisinin suç duyurusunda bulunulmasına dair karara yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
CMK’nın 223. maddesi hükmü uyarınca, davayı sonuçlandırıcı nitelikte bulunmayan “suç duyurusunda bulunulmasına” dair kararın, hüküm niteliğinde olmayıp temyizinin de mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyiz incelemesinde,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.03.1998 gün ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağının belirtilmesi karşısında,
suça konu bononun katılana önceden doğan borç nedeni ile verildiğinin ve gerek sanık …’un, kızı olan sanık …’nin bilgisi dahilinde şirket adına bono keşide etmesi gerekse sanık …’un işyerini fiilen işletmesi karşısında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 08.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.