YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3473
KARAR NO : 2014/16119
KARAR TARİHİ : 02.10.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın, … adına sahte olarak düzenlenmiş nüfus cüzdanı ile katılan şirketten … plakalı aracı bir aylığına kiraladığı, akabinde sanık tarafından katılan şirket yetkilisinin sahte imza sirküleri ve aracın kiralandığı katılan şirket yetkilisi … isimli şahıs tarafından sanığa satıldığına dair sahte satış sözleşmesi düzenlendiği, ancak imza sirküleri ve satış sözleşmesinin noterde düzenlenen evraklar gibi hazırlanmasına rağmen bu evrakların noterde düzenlenmediği ve tamamen sahte oluşturulduğu, sanığın bu evraklarla birlikte … Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’ne başvurarak aracı sahte kimliği olan … adına tescil ettirdiği ve plakayı 06 DRZ 68 olarak değiştirerek, Ankara 52. Noterliğinde 25.10.2005 tarihinde … isimli şahısa sattığı, …’nın da plakayı Ankara Trafik Tescil Şube Müdürlüğünde … olarak tescil ettirdiği ve 09/11/2005 tarihinde … isimli şahsın vekili olan Hüseyin Koca’ya sattığı, bu suretle sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
1- Sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçuna yönelik temyiz incelemesinde,
Sanığın sahte oluşturduğu belgelerle … Trafik Tescil Müdürlüğü’ne başvurup 42 LB 602 plakalı aracın tescilini sahte kimlik bilgileriyle kendi üzerine yaptırarak plakayı değiştirdiği tüm dosya kapsamıyla sabit olmakla, mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak, noter vasıtasıyla düzenlenmiş gibi hazırlanan resmi belgelerin kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge olması hususu gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 204/3 maddesi gereğince verilecek cezanın yarısı oranında arttırılması gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçuna yönelik temyiz incelemesinde,
Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunu, kamu kurumu olan Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’nün maddi varlığı olan, sahte belgelerle temin edilmiş plakayı kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği ve bu yolla haksız menfaati temin ettiği dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesi kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun oluşacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince eksik ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 02/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.