YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3558
KARAR NO : 2013/4545
KARAR TARİHİ : 12.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilen 10.01.2012 tarihli mahkumiyet hükmünün, mahkemeye bildirdiği bilinen en son adresine tebliğ edilmemesi üzerine adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/2 maddesi uyarınca 14.05.2012 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği anlaşıldığından; sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 12.12.2012 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … hakkında mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilen 10.01.2012 tarihli mahkumiyet hükmünün, mahkemeye bildirdiği bilinen en son adresine tebliğ edilmemesi üzerine adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/2 maddesi uyarınca 23.05.2012 tarihinde tebliğ edilmiş ise de ; bu adresin UYAP kayıtlarına görünen mernis adresinden farklı olması nedeniyle usulsüz tebliğ edildiği ve sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine dair 10.08.2012 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; diğer sanıklar … ile…’in Meram ilçesi Karaman yolu yakınlarında hayvanlarını otlatan şikayetçinin yanına giderek sanık …’in kendisini Selçuklu Belediyesinde elektrik mühendisi, sanık …’in ise kendisini sağlık ocağında hemşire olarak tanıttığı, oğullarına sünnet düğünü yapacaklarını bu nedenle koyuna ihtiyaç duyduklarını söyleyerek müştekiden üç adet koyun aldıkları, parasını daha sonra vermek için anlaştıkları, daha sonra sanık …’in şikayetçiyi arayarak arkadaşı …’nın itfaiyeci olduğunu, arkadaşına dört adet koyun gerektiğini, parasına kefil olduğunu söyleyerek sanık …’yı şikayetçiye gönderdiği, sanık …’nın da dört koyunu alıp gittiği, daha sonra her üç sanığında izlerini kayıp ettirdikleri sabit olmakla dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 12.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.