YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/356
KARAR NO : 2014/14515
KARAR TARİHİ : 11.09.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Mağdurun ilköğretim okulunu bitiren oğlunu… Meslek Lisesi’ne kaydettirmek istediği, ancak okulun bulunduğu semtte oturmadığı için kendisine yardımcı olabilecek birilerini aradığı, bu maksatla telefon numarasını öğrendiği sanığı arayarak yardım istediği, sanığın çocuğun kaydını yaptırtabileceğini söyleyerek diplomasını ve okula alınacak diz üstü bilgisayar için 1.250,00 TL bağış parası istediği, mağdurun tanık … … işyerindeyken sanığa 1.250,00 TL parayı elden verdiği, ancak çocuğunun kaydının yapılmadığını öğrenmesi üzerine şikayetçi olduğu somut olayda; soruşturmada ve ve kovuşturma aşamasındaki ilk savunmasında çocuğun okula kaydı için yardımcı olduğunu söyleyen sanığın para almadığını savunmasına karşın daha sonra 800,00 TL parayı kendi cebinden verdiği için bu parayı şikayetçiden aldığını söylemesine karşın sözü geçen parayla okula bağış yaptığını gösterir herhangi bir
belge ibraz edememesi, mağdurun, şikayetinden vazgeçerken sanığın çocuğunun kaydını yaptırmadığı gibi bağış da yapmadığını öğrenmesi üzerine yaptıkları görüşmede sanığın “sizin bana güveniniz kalmadı” diyerek parasını iade ettiğine dair beyanı, sanığın kayıt yaptırmak için hep birlikte okul müdürü ile görüştüklerini söylemesine rağmen şikayetinden vazgeçen mağdurun okul müdürü ile görüşmeye gitmediklerini anlatması karşısında dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 120 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün”, “40 gün” ve “800 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80,00 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.