Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3587 E. 2014/15078 K. 18.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3587
KARAR NO : 2014/15078
KARAR TARİHİ : 18.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. 5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde,dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, Kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır.5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka,48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı,kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil,sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler,bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Katılan …’ın, evinin inşaatını yapması için 38.000 TL karşılığında sanıkla anlaştığı, bu bedelin 8000 TL’sini peşin olarak verdiği, 10.000 TL’lik kısmını da kredi çekerek ödemeyi düşündüğü, kredi çekmesi hususunda yardımcı olması amacıyla kendisinin ve tanık olan kardeşi …’ın nüfus cüzdanı fotokopilerini sanığa verdiği, sanığın da … Bankası Küçük Sanayi .. Şubesine giderek katılan adına düzenlenmiş belgeler ve nüfus cüzdanı suretiyle müracaatta bulunup Taşıt Kredisi ve Rehin Sözleşmesini imzalayarak katılanın bilgi ve rızası dışında 29000 TL tutarında taşıt kredisi kullandığı, bu şekilde üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, katılanın yargılamanın başındaki anlatımları ile sanığın soruşturma aşamasındaki anlatımların birbirini doğrulaması, 31000 TL değerindeki aracın katılana verildiğinin aracı satan firma tarafından belirtilmiş olması, katılanın araç kredisi çekildiğini aracı teslim aldığı sırada öğrenmiş olması karşısında, kendi adına 10.000 TL kredi çekilmesine rıza gösterdiği, kalan miktara ilişkin rızasının bulunmadığına yönelik iddialarının da samimi olmadığı, aralarında ev yapımı konusunda hukuki uyuşmazlık baş göstermesi üzerine banka görevlilerince ihmalkar davranılarak katılan adına yapılan kredi sözleşmesinin sanık tarafından imzalanmasına izin verilmesinin de banka çalışanlarının sorumluluğunu gerektirdiği, dolayısıyla sanığın borçlu olarak kredi sözleşmesini imzalamasının dolandırıcılık suçunun unsuru olarak değerlendirilemeyeceği, kontrol ve denetim mekanizmasının somut olayda sanık tarafından kaldırılmasının kredi sözleşmesinin imzalandığı sırada evraklar içinde bulunan katılana ait nüfus cüzdanının fotokopisinin bulunması karşısında düşünülemeyeceği, bu tespitler karşısında taraflar arasındaki uyuşmazlığın sanığın katılanın evini yapacağını söyleyerek yaptıkları sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklanan hukuki ihtilaf olduğu, bu nedenle atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçelerine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 18.09.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.