Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/362 E. 2014/14511 K. 11.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/362
KARAR NO : 2014/14511
KARAR TARİHİ : 11.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen hükmün 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na aykırı olarak görevli polis memurları marifetiyle sanığın eşine tebliğ edilmesi karşısında sanık müdafiinin temyiz talebinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır.
Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
İş ve İşçi Bulma Kurumu’nda memur olarak çalışan sanığın, … … Muhtarı olan … ve aynı mahallede kahvehane işleten … ile tanışıp, zaman zaman yanlarına uğramaya başladığı, kendisini kurumda yetkili bir müdür olarak tanıtarak Universiad oyunları bitince geçici olarak istihdam edilen işçilerin gönderileceğini, yerlerine yeni işçilerin alınacağını, mahallerinden işe ihtiyacı olanlara yardım edebileceğini söylediği, bu kapsamda ismi geçen tüm katılan ve mağdurlardan para ve evraklar aldığı, ancak hiç kimseyi işe yerleştirmemesi üzerine muhtar olan
… ve yanındakilerin sanığa belge başlıklı bir yazı imzalattırıp, yazı ekindeki 26 kişiden toplam 26.000,00 TL para aldığını, fakat işe yerleştiremediğini kabul ettiği gibi bedeli 22.000 TL olan bir senedi de düzenleyip teminat olarak verdiği, sanığın kurum müfettişleri huzurundaki ifadesinde belgeyi ve senedi kabul ettiğini, bunların aralarında gizli kalması konusunda anlaştıklarını, belirtilen iddiaların doğru olduğunu ancak kendisinin bu paraları alırken yapabilirsem, Belediye’nin veya … talebi olursa mağdurları işe yerleştirebileceğini, işe yerleştiremezse paraları iade edeceğini söylediğini anlattığı, hakkında yakalama emri düzenlenen sanığın kovuşturma aşamasında alınan savunmasında …’ı tanıdığını, kimseden iş bulma vaadiyle para almadığını, sadece …’ün akrabası olması nedeni ile 1.000,00 TL borç para aldığını, karşılığında senet verdiğini söylediği, yine sanığın şikayetçi …’ın çalıştığı işyerine gidip taksitle televizyon satın almak istediği, şikayetçinin maaşında haciz olmadığına yönelik yazı istemesi üzerine sonradan yapılan araştırmada anlaşıldığı üzere kendisinin hazırlayıp mühürlediği maaşında haciz olmadığına dair yazıyı verdiği, mağdurun sanığın hal ve hareketlerinden şüphelenmesi üzerine araştırma yaptıktan sonra televizyon satabileceğini söylediği, yazının fotokopisini alıp kuruma faks çekerek teyit istediğinde sanığın maaşının üzerinde pek çok haciz bulunduğunu öğrenip bahsi geçen televizyonu satmaktan vazgeçtiği somut olaylarda;
1-Sanık hakkında şikayetçiler …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’e yönelik dolandırıcılık suçları nedeniyle kurulan hükümlere ilişkin temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 12 tam gün olarak tayin edilmesi;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet,vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından sanığın şikayetçiler …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …’e yönelik eylemleri nedeni ile hükmedilen adli para cezalarına ilişkin olarak sırasıyla “12 gün”, “10 gün” ve “200,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80,00 TL” ibaresi, sanığın şikayetçi …’a yönelik eylemi nedeni ile hükmedilen adli para cezasına ilişkin olarak “12 gün”, “3 gün”, “2 gün” ve “40,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “1 gün” ve “20,00 TL”, sanığın mağdur …’e yönelik eylemi nedeni ile hükmedilen adli para cezasına ilişkin olarak “12 gün”, “4 gün”, “3 gün” ve “60,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “1 gün” ve “20,00 TL”, ibaresi eklenmek ve hüküm fıkralarından 53.maddenin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılarak yerine “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ifadesinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık hakkında şikayetçi …’a yönelik dolandırıcılık suçu nedeni ile kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Şikayetçi …’ın 22.05.2007 tarihli duruşmada oğlu … …. işe aldırması karşılığında 500,00 TL para verdiği sanığın, oğlunu işe aldıramadığını, bu nedenle verdiği paranın 250,00TL sini geri ödeyen sanığın indirimlerden yararlanmasını istediğini belirtmesine rağmen sanık lehine olan TCK’nın 168. maddesi gereğince etkin pişmanlık hükmünden yararlanmasına ilişkin bir karar verilmemesi,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 12 tam gün olarak tayin edilmesi;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.