YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3779
KARAR NO : 2014/16935
KARAR TARİHİ : 21.10.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın yetkilisi olduğu …. Şti. İle katılanın yetkilisi olduğu …. A.Ş arasında alacak verecek ilişkisi olduğu, bu nedenle sanığın katılana ait şirkete … Bankası … şubesinden verilme keşidecisi …Tic. olan, 23/11/2006 tarihli, 16.000 TL bedelli çeki ciro ederek verdiği, çekin tahsili sonucunda katılan firmanın 29/11/2006 tarihli tediye makbuzu ile söz konusu çeki sanığa ait şirkete iade ettiği, sanığın, katılan şirket tarafından çek arkasına atılan ciranta imzasının iptal edilmemesini fırsat bilerek, yine yetkilisi olduğu bir başka firma olan … Ltd. Şti’nin kaşesini çekin arkasına basıp ciro ettikten ve çekin keşide tarihindeki “2006” yılı ibaresinin üzerini çizip “2007” olarak düzelttikten sonra çeki tedavüle koymak suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; sanığın savunmalarında, söz konusu çeki …Tic. Firmasından aldığını ve aralarındaki ticari ilişkiye istinaden katılana ait …. A.Ş’ye ciro ettiğini, İmiyay firmasından aldığı ve aynı şekilde katılan şirkete verdiği 4 adet çekin daha olduğunu, dava konusu çek dışındaki diğer çeklerin kendisine iadesi sırasında arka tarafta bulunan ve katılanın şirketine ait ciroların iptal edildiğini, söz konusu çekteki cironun ise katılan tarafından bilerek iptal edilmediğini, bu çekin arkasındaki cironun iptal edilmeme nedeninin, katılan şirket ile kendisine ait … Ltd. Şti arasındaki ticari ilişkiden kaynaklandığını, katılanın söz konusu çeki, kendisine ait bu firma aracılığı ile gerçekleştirdiği ticaret karşılığında komisyon olarak iade ettiğini, katılana ait şirket ile kendisine ait bu ikinci şirket arasında 8 yıldır süren ticari ilişki olduğunu, çekin keşide tarihindeki düzeltmeyi ise, çekte keşideci olarak görünen …Tic. firmasının yetkilisi Kamile Karamüminoğlu’nun eşi olan ve çek keşide etme yetkisi bulunan İsmail Karamüminoğlu’nun gerçekleştirdiğini, burdaki amacın ise çekteki vadeyi uzatmak olduğunu, buna ilişkin olarak da 01/12/2006 tarihli bir protokol düzenlediklerini beyan ettiği, savunmalarını ispata yönelik olarak, katılana ait …. A.Ş ile yetkilisi olduğu … Ltd. Şti. arasında ticari ilişki bulunduğuna dair faturalar, yine …Tic. firması tarafından kendisine ait şirket lehine keşide edilen bir başka çek arkasında yer alan ve katılan şirkete ait olan cironun iptal edildiğine dair 19/10/2006 keşide tarihli, 16.000 TL bedelli çeki ve İsmail Karamüminoğlu ile aralarında düzenledikleri protokolü ibraz ettiği, tanık olarak ifadesine başvurulan İsmail Karamüminoğlu’nun da sanık savunmalarını doğrular şekilde beyanda bulunduğu anlaşılmakla; sanığa atılı resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 21/10/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.