YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4071
KARAR NO : 2014/20182
KARAR TARİHİ : 02.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Somut olayda; sanığın, katılana ait … Şarküteri isimli iş yerinde çalıştığı, katılanın uzun zamandan beri günlük hasılattan 200 TL civarında kayıplar olduğunu fark etmesi üzerine, oğlunun arkadaşı olan tanık …’ı bu kayıpları ortaya çıkarabilmek amacıyla şarküteride çalıştırmaya başladığı, bir süre sonra sanığın tanık …’a, bazı durumlarda mal alıp sipariş götürdüğünden ve almış olduğu paraların üstünü bir şekilde vermediğinden bahsederek, bu işi birlikte yapmalarını ve parayı paylaşmalarını teklif ettiği, tanığın bu durumu katılanın oğlu olan tanık … ile paylaştığı, bunun üzerine katılan ve oğlunun, sanığın bu işi yaptığını tespit etmek amacı ile tanık …’dan sanığın teklifini kabul etmesini stedikleri, bir müddet sanığın bu şekilde elde edilen paraları tanık …ile paylaştığı ve durumun anlaşılması üzerine sanığın katılan tarafından işten çıkarıldığı anlaşılmakla; sanığın eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; sanık hakkında hapis cezası yanında adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve sanığın, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda katılandan menfaat temin etmesi nedeniyle, hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.04.2010 tarih ve 2010/4-71 E, 2010/76 K sayılı ilamında belirtildiği gibi; 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesiyle, ceza infaz kurumu haline getirilip, sadece hapis cezasıyla sınırlı olarak kabul edilen ertelemede, maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkemece bir deneme süresinin belirlenmesi zorunlu olup, bu sürenin belirlenmemesi veya eksik belirlenmesinin, aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği, yine zikredilen maddenin 3. fıkrasında, denetim süresinin mahkûm olunan hapis cezası süresinden az olamayacak şekilde belirlenmesi gerektiğinden hareketle, somut olayda hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 51/3. maddesi gereğince denetim süresine hükmedilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hapis cezasının ertelenmesine ilişkin bölümde yer alan “Denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına,” ibaresinin çıkarılarak yerine “1 yıl denetim süresi belirlenmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02/12/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.