YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/421
KARAR NO : 2014/14535
KARAR TARİHİ : 15.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya ve temyiz içeriklerine göre sanıklar …, … ve … haklarındaki hükümlerin temyiz edilmiş olduğunun anlaşılması ile bu sanıklar haklarındaki hükümlerle sınırlı olarak yapılan incelemede,
1-)Sanık …’nın 31/05/2005, …’in 31/03/2005 ve 10/03/2005 tarihli eylemlerine ilişkin hükümlerin incelenmesinde,
Sanıklara yüklenen dolandırıcılık suçunun tabi olduğu sanık lehine olan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zaman aşımının suç tarihleri ile inceleme tarihi arasında gerçekleşmiş olması nedeniyle ile sanık müdafinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321 maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, ancak, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-)Sanık …’nın 30/06/2005, …’in 30/09/2005 tarihli suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda, SGK mensubu…ün diyaliz merkezine .. merkezdeki ikametinden gidiş-dönüş yaptığı halde sanıklar … ve …, tarafından ticari araçlarla .. köyünden gidiş dönüş yapmış gibi değişik tarihli gerçeğe aykırı düzenlenen faturalar ile Sosyal Sigortalar Kurumundan bu faturalar ibraz edilmek suretiyle kendisine 6.350,00 YTL ödenerek haksız kazanç sağladığı iddia edilen olayda; beraat kararı verilen köy muhtarı sanık … tarafından düzenlenen resmi ikametgah belgesi, yine sanığın savunması ile tanıkların beyanlarına göre; köyde oturan ve kronik böbrek hastası olan …, haftada üç kez diyalize girmek için … … köyünden diğer sanıkların kullandıkları araçlar ile … merkezine gittikleri, …… ikametgahının köyde olması bazen … merkezinde oturması, sanıkların beraatları yerine yazılı şekilde cezalandırılmalarına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.09.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.