Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4215 E. 2014/20206 K. 02.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4215
KARAR NO : 2014/20206
KARAR TARİHİ : 02.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın, daha önceden tanıdığı ve evlenmek istediğini bildiği katılanın yanına, yanında diğer sanık … olduğu halde gittiği, katılan ile sanık …’yi tanıştırdığı ve tarafların evlenmek konusunda anlaştığı, sanıkların katılanın yanından ayrıldıkları, kendisine telefon ile haber vereceklerini söyledikleri, sonrasında sanık …’nin, katılanı arayarak sanık … ile görüşebilmesi için …’ya gelmesi gerektiğini söylediği, bunun üzerine katılanın …’ya gittiği, katılan ile sanıkların burada buluştukları, sanık …’nin yanlarından ayrıldığı, sanık … ile katılanın birlikte kuyumcuya, cep telefonu alım satımı yapılan bir iş yerine ve giyim eşyaları satılan başka bir bir iş yerine daha gittikleri, kuyumcudan katılanın, sanık … ile evleneceği düşüncesi ile bir adet burma bilezik ve bir adet yüzük satın aldığı, karşılığında kuyumcuya 2.245 TL para ödediği, cep telefoncudan 170 TL karşılığında sanık …’ye cep telefonu ve … adına kayıtlı bir hat satın aldığı, daha sonra giyim eşyaları satılan bir iş yerinden 60 TL karşılığında sanık …’ye kıyafet satın aldığı, katılanda kalan 525 TL parayı da sanık …’nin “bende kalsın” diyerek katılandan aldığı, daha sonra katılan ve sanık …’nin dolmuşa binerek sanık …’nin ikamet ettiği iddia edilen… köyüne gittikleri, burada yanlarına sanık …’nin sevk ve idaresindeki araç ile geldiği ve sanık …’yi katılanın yanından uzaklaştıkları, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık, tanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanıklar tarafından işlendiği anlaşılmakla haklarında verilen mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-5237 sayılı kanunun 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
2-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından, 5237 sayılı kanunun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek ve hüküm fıkralarından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”180 gün”, ”150 gün” ve ”3.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün ”, ” 4 gün ”, ” 80 TL ” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.