Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4349 E. 2013/4557 K. 12.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4349
KARAR NO : 2013/4557
KARAR TARİHİ : 12.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın 20.00 TL sahte parayı mağdura vererek iki adet sigara ve bir adet bira aldığı, elektriklerin kesik olması nedeniyle mağdurun paranın sahteliğini fark edemediği, mağdurun, sanık ayrıldıktan sonra parayı ışığa tutunca sahte olduğunu anladığı, araçla giden sanığın peşine düştüğü, sellektör yapmasına rağmen sanığın durmayarak kaçtığı, bu şekilde TCK 44.maddesi kapsamında cezası daha ağır olan dolandırıcılık suçunu işlendiğinin iddia edildiği olayda,
Sanığın eyleminin, daha özel bir düzenleme olan 5237 sayılı TCK’nın 197/3.maddesinde düzenlenen sahte olduğunu bilmeden kabul ettiği parayı bilerek tedavüle sürmek suçunu oluşturduğu, sanığın kastının sahte parayı tedavüle sokma olduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğudan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.