Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4476 E. 2013/7986 K. 30.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4476
KARAR NO : 2013/7986
KARAR TARİHİ : 30.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret, kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığına ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılması

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar … ve … hakkında kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlere yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMK’ nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran katılanın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanık … ve … hakkında hakaret suçundan, sanık … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Somut olayda; katılan … ile sanık …’ın kardeş oldukları, sanık …’ın….’nin kocası sanık …’ın ise…’nin kayın babası olduğu, olay günü arabası ile sokakta gitmekte olan katılanın sanıkların köpeğine çarpması nedeniyle sanık … ile katılanın tartıştıkları, tartışma sırasında birbirlerine sinkaflı sözlerle hakaret ettikleri, dışarı çıkan sanık …’ın da tartışmaya dahil olarak katılan ile birbirlerine karşılıklı olarak sinkaflı sözlerle hakaret ettikleri, sanık …’ın aracının üzerine çıkarak aracın kaporta bölümüne zarar verdiği, katılanın aracına……’ın zarar verdiğini …..in zarar verip vermediğini bilmediğini açıkladığı, sanık …’in katılanın arabasına zarar vermediğini savunduğu dolayısıyla sanıklar … ve … hakkında hakaret suçundan karşılıklı olması nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/4-c maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına dair kararda; sanık … hakkında mala zarar verme suçundan mahkumiyetine yeter derecede delil bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin, ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Sanık hakkında mala zarar verme suçundan temel ceza tayin edilirken “sanığın sabit olan müsnet suç nedeniyle suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri göz önüne alınarak takdiren” denilmek suretiyle hürriyeti bağlayıcı ceza seçildiğinden tebliğnamedeki bozma isteyen 1 nolu düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın katılana ait aracın üstüne çıkarak zıplamak ve araca vurmak suretiyle olay tutanağına göre sol ön kapısının cam çerçevesinin eğilmesine, sağ arka kapısının içeriye doğru çökmesine ve ön plakasının yerinden çıkmasına sebep olması şeklindeki eyleminin mala zarar verme suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş olması karşısında, kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekalet ücretine karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükme “katılanın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 1.100,00 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine” fıkrasının eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.