Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4565 E. 2013/17419 K. 13.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4565
KARAR NO : 2013/17419
KARAR TARİHİ : 13.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Mağdur …’nın, sanığın Gerze’de bulunan … yerine kamyon ile mermer getirip teslim ettiği ve karşılığında sanıktan 28.02.2007 keşide tarihli 2000 TL bedelli 6599215 seri numaralı çeki aldığı daha sonra mağdurun çeki bir başka şahsa ciro ederek teslim ettiği, ancak çekin gününde bankaya ibrazı üzerine karşılıksız çıktığı ve daha sonra mağdurun icra takibine başlaması üzerine de sanığın çekte bulunan imzanın kendisine ait olmadığını söylediği, bu şekilde üzerine atılı resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda;
Mağdur tarafından suça konu çekin bizzat sanık tarafından imzalanarak atölyede kendisine teslim edildiği iddiasına karşı; sanığın, o tarihte atölyede bulunmadığını İstanbulda olduğunu ve çeki de kendisinin imzalamadığını, … yerinde bulunan bir başkası tarafından çekin verilmiş olabileceğini ya da boş olarak mağdur tarafından alındıktan sonra üzeri doldurulmak suretiyle işleme konulmuş olabileceğini savunduğu, İzmir Kriminal Polis Labaratuvarının 07.04.2008 tarih ve 2008/1037 sayılı Ekspertiz Raporu ile suça konu çekin ön yüzündeki el yazıları ve … adına atılı bulunan keşideci imzasıyla …’in mukayese yazı ve imzalarının yapılan karşılaştırmalarında, anılan yazı ve imzanın mevcut mukayese yazı ve imzalarına atfen … eli mahsulü olmadığının bildirilmesi karşısında; söz konusu çekin sanık tarafından yazılıp imzalandıktan sonra mağdura verildiğine dair herhangi somut, maddi bir delilin elde edilemediği, nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden ise; sanık ile mağdur arasında daha öncesine dayalı ticari bir ilişkinin bulunduğu ve karşılıklı olarak mağdurun mal verdiği, sanığın da bunun karşılığını daha önceki alımlarda ödediği, suça konu olayda ise sanığın ödeme zorluğuna girmiş olması nedeniyle borcunu ödeyemediği ancak borcu kabul ettiğini baştan itibaren beyan ettiğ, mağdurun da ticari ilişkinin varlığını kabul ettiği, talimatla alınan ifadesinde de halen sanığın söz konusu borcunu ödemeye devam ettiği ve sanıktan şikayetçi olmadığını bildirdiği anlaşılmakla, olayın oluş şekline, ticari ilişkinin varlığına ve tüm dosya kapsamına göre sanığın dolandırıcılık kastı ile hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, yeterli ve inadırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, ONANMASINA, 13.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.