Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4575 E. 2013/5729 K. 28.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4575
KARAR NO : 2013/5729
KARAR TARİHİ : 28.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-“Dolandırıcılık” suçundan 26.10.2010 tarihli “mahkumiyet” hükmüne yönelen …’ın temyiz itirazının incelenmesinde:
Sanık … hakkında yüzüne karşı tefhim olanan 18.12.2007 tarih ve 2007/57 E; 369 K.sayılı “mahkumiyet” hükmünün yasal süresi içinde temyiz edilmeyerek kesinleştiği, Yargıtay 11.Ceza Dairesinin 13.04.2010 tarih ve 2010/3808 E; 4513 K.sayılı bozma kararının sanık …’ın süresinde yaptığı temyiz talebini kapsadığı; usule yönelik bozmada teşmilin mümkün bulunmadığı, bozma sonrası Fevzi’nin yargılamaya dahil edilerek yeni bir karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup “hukuki değerden yoksun” bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmakla;
…’ın 26.10.2010 gün ve 2010/190 E ;267 K sayılı “hukuki değerden yoksun” mahkumiyet kararına 26.11.2010 havale tarihli dilekçesiyle yönelen temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
2-“Dolandırıcılık” suçundan verilen “mahkumiyet” hükmüne yönelen sanık …’ın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Siyasi ve Mesleki Sorunlar Dergisi yetkilisi olan sanığın başlangıçta var olan suç kastı ile birlikte hareket ederek, anılan dergide “polis logosu benzeri” bir logo kullanarak Emniyet Teşkilatı ile ilgili ilişkili oldukları intibaını yaratıp; … Gıda…Ltd. Yetkilisi müşteki … ile sanık …’in telefonda görüşüp, adı geçen sanığın kendini Polis Yardımlaşma Derneği Genel Müdürü olarak tanıtarak “kimsesiz çocuklar yararına” yardım topladıklarını, karşılığında Atatürk Albümü ve trafikte bazı kolaylıklar sağlayacak, araçlarında bulundurabilecekleri polis basın kartı vereceklerini söylemesi bilahare kısa zaman sonra tekrar işyerini aradığında konuştuğu müşteki Selin’e de benzer anlatımlarda bulunarak, esasen olumlu cevap alamadığı halde emrivaki ile “elemanımı gönderiyorum” diyerek sanık …’yi adli emanete alınan dökümanlarla göndermesi, bu anda işyerinde emniyet görevlilerince tertibat alınması ve dergi çalışanı Fevzi’nin emanetteki dökümanlardan olan şirket adına düzenlenmiş tahsilat makbuzu ile gelip suça konu parayı alma iradesini ortaya koyduğunda yakalanması ve ardından da sanık …’in yakalanması şeklinde gerçekleşen eyleminin “basit dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıda belirtilen bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, taplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın suçun unsurları itibariyle oluşmadığına yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Temel hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde aynı gerekçe ile adli para cezasına esas alınan temel tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1.paragrafında yer alan “60”; ikinci paragrafındaki “15”; üçüncü paragrafında yazılı “12” ve “240” rakamlarının çıkartılarak yerlerine sırasıyla “5”; “1”; “1” ve “20” rakamları yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmünün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.