Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4670 E. 2014/16779 K. 20.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4670
KARAR NO : 2014/16779
KARAR TARİHİ : 20.10.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi durumunda TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde;
1- Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır” denilmektedir.
Aynı kanunun 124. maddesinde;
“1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
2)Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” denilmektedir.
Kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 55. ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Kanunun 55. maddesi uyarınca, yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket eden kişi ya da kooperatif yöneticisi olabilir.
Katılanların, sanık … adına kayıtlı … Petrol adlı işyerinden araçlarına aldıkları yakıtın karşılığını nakit ödemeyerek veresiye adı altında teslim fişi olarak belge düzenlettirdikleri, daha sonra mal teslim fişlerinde yazılı miktarı sanık …’a ödedikleri, katılanlardan …’in borcunu ödemek için sanığın işyerine gittiğinde, borcunun fazla çıkması üzerine şikâyetçi olduğu, yapılan araştırmada sanıkların mal teslim fişinin üzerindeki yazıları kendilerinin yazdıkları, fakat teslim alan bölümünde yazan ismin altındaki imzaların ismi yazılı şahıslara ait olmadığının tespit edildiği, böylece tacir olan … ve işyerinde onun adına hareket eden kişilerin gerçeğe aykırı belge düzenleyerek kendisine veya başkasına yarar sağlamak suretiyle dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanıkların aşamalardaki tüm savunmalarında, katılan tarafın almış olduğu benzin karşılığında veresiye fişlerini düzenlediklerini, aralarındaki güven ilişkisi ve katılanların isteği doğrultusunda fişlere imza attıklarını, her akşam hesapların kapatılması gerektiğinden yakıt alınmadan veresiye fişi düzenlenemeyeceğini, aksi takdirde çıkış yapılamayacağını belirterek suçlamaları kabul etmemesi, katılanların da beyanlarında, yakıt almaya gitmediklerinde tanık …’a imza atma yetkisi verdiklerini, … Petrol’de yakıt olmadığında başka yerden yakıt getirildiğinin doğru olduğunu, o zaman oradan mazot almış gibi fişi imzaladığını belirterek sanıkların savunmalarını kısmen doğrulamaları, tanık …’ın aşamalarda farklılık arz etmeyen ifadelerinde de, katılanlarla aralarında güven ilişkisi bulunduğunu, bu yüzden istasyona gelmeden taşocağına yakıt istediklerinden gönderdiklerini, bu sırada düzenlenen veresiye fişlerinin teslim kısmını boş bıraktıkları zamanlar olduğu gibi, kendisi veya diğer arkadaşlarının da katılanların yerine imza attıklarını, yakıt yüklemesi ile veresiye fişlerini farklı kişilerin düzenlediğini, kendisi yakıt doldururken bir başka arkadaşının veresiye fişini düzenleyip imzaladığını belirtmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların üzerlerine atılı dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesine dayanılarak verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 20.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.