Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4807 E. 2014/16973 K. 22.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4807
KARAR NO : 2014/16973
KARAR TARİHİ : 22.10.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın, katılana ait … Şirketi’nin işlettiği petrol istasyonunda, ön muhasebe işlemlerini yürüten personel olarak çalıştığı, katılanın bilgisayar kayıtlarında yaptırdığı inceleme sonucunda, hesaplarda 7.000 TL açık olduğunu görerek, durumu sanıktan sorduğu, sanığın, katılana, zimmetine para geçirmediğini, hesapların tekrar incelenmesi gerektiğini beyan ettiği, ancak katılanın şirket bilgisayarlarındaki hesaplara şifre koydurması sebebi ile, ön muhasebeci sanığın hesapları inceleyemediği, hesaplardaki hataların nereden kaynaklandığını tespit edemediği, daha sonra katılanın, petrol istasyonunda saha amiri olarak görev yapan tanık …’nın huzurunda, “anlaşalım, ancak bu arada zimmetime para geçirdim diyerek yazı çıkaralım, çünkü benim ortağım var, bu durumu kabul etmez” diyerek, suçu kabul etmeyen sanığı bu şekilde ikna ederek, açığın araştırılması için geçecek sürede, hesaplardaki hataların bulunarak düzeltileceğini belirterek “zimmetime para geçirdim” şeklindeki yazıyı ve teminat senedini, şirket ortağına göstermek bahanesi ile sanığa imzalattığı, katılanın, belgeyi ve senedi, ortağına göstermek için aldığını, sanığa ve tanığa açıkça beyan ettiği, daha sonra katılanın bu sanık tarafından imzalanan belgeyi ve teminat senedini delil göstererek sanıktan şikayetçi olması üzerine, sanık hakkında bu kamu davasının açıldığı, katılana ait şirketten temin edilen tüm belgelerin, bilirkişi mali müşavire teslim edildiği, yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, ilgili şirket defterlerinden yevmiye ve envanter defterlerinin, Türk Ticaret Kanununda belirtilen şekilde kapanış tastiklerinin yapılmadığı, ayrıca kebir defterinin de ibraz edilmediğinin bildirildiği, yapılan inceleme ve karşılaştırmalar sonucunda, muhasebe mahsup fişlerinin tarih ve fiş numaralarının, müşteki şirket ticari defterlerinde farklı olduğunun, yine raporda belirtilen, fiş numaralarının, muhasebe fiş numaralarından küçük olduğunun, bu fiş numaralarının küçük olmasının, özel amaçlı rapor düzenlendikten sonra defterlerden bazı muhasebe fişlerinin çıkarıldığını gösterdiğini, ibraz edilen katılana ait şirketin ticari defterlerinin güvenilir olmadığının tespit edildiği, Gaziantep Vergi Dairesince düzenlenen basit raporda ise, katılan şirketin, dava konusu olayın meydana geldiği tarihteki kasasında bulunan fiili mevcudun, resmi şekilde ne kadar olduğunun bilinmemesi ve gerekli tespitin yapılamaması nedeni ile, olay tarihinde kasada gerçekten bir açığın, noksanlığın olup olmadığının inceleme sonucu belirtilmesinin imkansız olduğunun tespit edildiği, noter tasdikli olmayan ticari defterlerde bazı muhasebe fişlerinin bulunmaması, bazı fişlerin ticari defterlerden çıkarılması hususlarında, kesin mehile rağmen katılan tarafça herhangi bir izah yapılamadığı ve bu durumu izah edecek belgeler ibraz edilemediği, uzman bilirkişi raporu, Vergi Dairesinin basit raporu, toplanan deliller ile uyumlu sanık beyanları, yargılama aşamasında dinlenen, sanığın beyanlarını destekleyen tanık beyanları dikkate alındığında, sanığın hizmet ilişkisini kötüye kullanmak suretiyle, güveni kötüye kullanma suçunu işlediğine ilişkin, mahkumiyetine yeter derecede, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle, sanığın atılı suçtan CMK nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 22.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.