Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4851 E. 2014/16703 K. 20.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4851
KARAR NO : 2014/16703
KARAR TARİHİ : 20.10.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir. TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sarıyer PTT görevlisi …‘ın, Sarıyer …Caddesi civarında PTT görevlisi kıyafeti giymiş halde gezen sanığı gördüğü, hal ve tavırlarından şüphelendiği sanığa, nerede çalıştığını sorduğu, sanığın, Sarıyer PTT’sinde çalıştığını söylediği, tanığın da, bu bölümde çalışıyor olması nedeniyle sanığın yalan söylediğini anladığı ve durumu Sarıyer PTT Müdürü’ne telefonla bildirdiği ve sanığı izlemeye başladığı, katılan müdürün, PTT Başmüdürlüğü’ne telefon ederek sanığın PTT görevlisi olup olmadığını sorduğu, görevli olmadığını öğrenince durumu güvenlik güçlerine bildirdiği, sanığın elinde, PTT’nin yıllık düzenlediği sünnet şöleni için hazırlanan eski tarihli davetiyelerin bulunduğu, böylece sanığın, kamu kurumuna ait davetiyeleri satma amacıyla elinde bulundurmak suretiyle nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın, bu davetiyeleri birine sattığı ya da satma amacıyla herhangi bir kişi ile muhatap olduğu veya girişimde bulunduğuna ilişkin delil elde edilemediği, söz konusu davetiyelerin sadece elde bulundurulmasının hazırlık hareketi niteliğinde olduğu, suçun icra aşamasına geçilmemesi nedeniyle, nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunun yasal unsurlarının oluşmadığının anlaşılması karşısında, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 20/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.