YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4880
KARAR NO : 2013/7977
KARAR TARİHİ : 30.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme,Nitelikli hırsızlık,suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından, 5271 Sayılı CMK’nın 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran katılan vekilinin haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanıklar … ve … ve suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında kamu malına zarar verme ve nitelikli hırsızlık suçlarından kurulan hükme yönelik temyiz incelenmesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan söz konusu suç seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir. Somut olayda; suça sürüklenen çocuklar … ve …’ın sanık …’ın “Telefon tellerini getirin, alırım karşılığında bakkalımdan alışveriş yaparsınız, ancak gündüz getirmeyin, jandarma görür” şeklindeki sözü üzerine tanık …’ın evine yaklaşık 30 metre mesafede bulunan 11 direk arasında bulunan yaklaşık 500 metre uzunluğundaki telefon kablolarını keser aleti yardımıyla kestikleri, ardından kabloların bakır kısımlarını ortaya çıkarmak için üzerindeki plastik kısımları yaktıkları, bu sırada evlerinin dam tabir edilen kısmında bulunan tanık …’ın olanları görmesiyle amcası tanık …’a durumu haber verdiği, tanık ….’in Jandarmayı arayarak olayı ihbar ettiği, bu olaydan yaklaşık 10 gün kadar önce yine aynı suça sürüklenen çocukların Cevizpınar köyüne giden iki direk arasında 50 metre uzunluğundaki telefon kablolarını sanık …’ın “Telefon tellerini getirin, alırım karşılığında bakkalımdan alışveriş yaparsınız, ancak gündüz getirmeyin, jandarma görür” şeklindeki sözü üzerine kestikleri, bu sırada kendilerini gören sanık Arif Tekin’e ” Teli kopardığımızı kimseye söyleme , yarısını da sana verelim Paraları bölüşelim” dedikleri, koparılan bakır kabloları sanık Arif’e ait eşeğe yükleyip köye getirip sanık …’a suça sürüklenen çocukların sattıkları, sanık …’ın dükkanından bunun karşılığında aldıkları iki paket sigarayı sanık Arif’e verdikleri iddia edilen olayda;
1-Suça sürüklenen çocuklar ve sanık …..in ikrarı içeren soruşturma beyanları,tanıklar … ve …’ın suça sürüklenen çocukları telefon kablolarını yaktıkları sırada gördüklerini belirten beyanları karışısında sanıkların ve suça sürüklenen çocukların mahkumiyetleri yerine beraatlerine karar verilmesi ,
2-5395 sayılı Kanun’un 3/a-2 maddesine göre, kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuklar için, “suça sürüklenen çocuk” ibaresi yerine, “sanık” ifadesinin kullanılması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.04.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.