YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4950
KARAR NO : 2014/20980
KARAR TARİHİ : 11.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; ekonomik değeri bulunmayan ancak altın görünümlü zincirleri kuyumculara satıp altın olarak bedelini tahsil etmek amacı ile kuyumcuları dolaşmaya başlayan sanığın, kuyumcu olan müşteki ve mağdurların dükkanlarına ayrı ayrı giderek elinde bulunan zinciri altın olarak satmak istediğini söylediği, bu kapsamda, müşteki … ve mağdurlar … ve …’in zinciri altın olarak değerlendirerek değeri olan parayı sanığa ayrı ayrı verdikleri, mağdurlardan …’in, suça konu zinciri atölyede kontrol ettirdikten sonra alacağını söylemesi üzerine sanığın zinciri satmadan iş yerinden ayrıldığı, mağdur … ‘ün iş yerine de aynı şekilde zincir satmak geldiği ancak bu sırada mağdurlardan …’ün bu iş yerine gittiği, sanığın daha önceden kendisini dolandıran kişi olduğunu anlaması üzerine sanığın yakalandığı sabit olmakla, eylemlerinin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Mağdur, …’a yönelik olarak, suçun tamamlandığı anlaşıldığı halde sanık hakkında tamamlanmış dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek eksik cezaya hükmedilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1-Müşteki … ve mağdurlar …, … ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle hakkında kurulan hükümlerin temyiz incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2-Mağdur …’e yönelik eylemi nedeniyle hakkında kurulan hükmün temyiz incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkında tamamlanmış dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek eksik cezaya hükmedilmesi,
2-Mağdurun, aldığı zincir karşılığında verdiği paranın bir kısmını soruşturma aşamasında geri aldığını ancak kalan 70 TL zararının karşılanmadığını beyan etmesi karşısında, mağdura 5237 sayılı TCK’nın 168/4. maddesi kapsamında kısmi ödemeye rızasının olup olmadığı sorularak, sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın gözetilmesine 11.12.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.