Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/5062 E. 2014/16866 K. 21.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5062
KARAR NO : 2014/16866
KARAR TARİHİ : 21.10.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın PTT’de çalıştığı, tedavi yardımı beyannamelerinde bakmakla yükümlü olduğu kişiler arasında oğlu …’yu öğrenci olarak göstermek suretiyle kurumdan oğlu adına sağlık karnesi çıkarttığı, oğlu adına tümü 2005 yılı içerisinde olmak üzere en son 31/12/2005 tarihinde kurum tarafından sağlık kuruluşlarınca fatura edilen tedavi giderlerinin ödendiği, ancak sonrasında sanığın oğlu …’nun Bağ-Kur … İl Müdürlüğü’nün 08/05/2007 tarihli yazıları ile 15/06/2004 tarihinden itibaren … Bağ-Kur numarası ile 1479 sayılı yasa kapsamında esnaf Bağ-Kurlusu olduğunun tespit edildiği, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın ilgili kuruma verdiği yardım beyannamelerinde aynı zamanda Bağ-Kur’dan sosyal güvencesi olan oğlunu da göstermesinin, kurum tarafından yapılacak basit bir araştırma ile anlaşılabileceği dolayısıyla sanığın üzerine atılı suçların unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşılmakla hakkında verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 21.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.