YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5190
KARAR NO : 2014/21341
KARAR TARİHİ : 16.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıkların anlaşarak sahte çek oluşturup dolandırıcılık suçunu işlemeyi kararlaştırdıkları, sanık …’ın bilgisayarında sahte iki adet çek oluşturdukları, daha sonra sanık …’ın şikayetçi …’un işyerine gelerek çek karşılığı mal almak istediği, sahte çeklerden 28.02.2008 tarih 5750 TL değerinde Fortis Banka ait … Ltd. Şti. gözüken çeki verip karşılığında şikayetçi …’den 4200 metre kolon kemeri aldığı, daha sonra yine…isimdeki şahıstan dükkanına bu malları koyarak üzerine başka firmaların markaların konulduğu, piyasaya sürmek için hazırlandığı, yine sanıkların aynı yöntemle sahte çeklerden Türkiye Garanti Bankası A.Ş. … şubesine ait gözüken ve 4750 TL değerinde 26.02.2008 keşide tarihli yine … keşidecisi gözüken sahte çeki şikayetçiye telefon ederek sanık …’ın kendisini … olarak tanıtıp mal alacağını söylediği, şikayetçinin önceki çekin sahte olduğunu öğrendiğinden yeniden aynı şekilde mal almaya geldiğinde şikayetini yapacağını düşünerek sanık …’a telefon edip tekrar mal vereceğini söylediği, sanık …’ın 19.02.2008 günü ikinci sahte çeki tanık…isimli nakliyeciyle zarf içerisinde gönderdiği, şikayetçi …’un emniyete ihbar etmesi neticesi yapılan soruşturmada her iki çekin sanık …’ın işyerinde bulunan sahte çeklerin oluşturulduğu hard disk bulunduğunun anlaşıldığı, böylece sanıkların nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia olunan somut olayda;
Sanık …’ın şikayetçiden farklı tarihlerde verdiği iki ayrı sahte çekle mal almak istediği, ilk olayda suça konu 5700 TL bedelli sahte çeki verip kolon kemerlerini aldığı, ikinci kez almak için suça konu 4750 TL’lik sahte çeki şikayetçiye gönderdiği ancak şikayetçinin çeklerin sahte olduğunu anlayarak şikayetçi olması karşısında, sanıkların eyleminin iki ayrı resmi belgede sahtecilik ve zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, suça konu sahte çeklerin düzenlendiği bilgisayarın sanık …’a ait olması, soruşturma aşamasında müdafii huzurunda alınan savunmasında sahte çek formatlarının bulunduğu dosyanın bilgisayarına yüklenmesine izin verdiğini savunması, sonrasında dolandırıcılık suçundan elde edilen malların sanık …’ın işyerine getirilmesi karşısında sanık …’ın sahte çekleri diğer sanık … ile birlikte düzenledikleri anlaşıldığından, tebliğnamedeki sanık … yönünden delil yetersizliği gerekçesiyle bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından tamamen çıkarılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın “c” bendinde yer alan, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.