Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/5213 E. 2014/21342 K. 16.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5213
KARAR NO : 2014/21342
KARAR TARİHİ : 16.12.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş,193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı yasanın 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Sanıkların canlı hayvan alım satım işi ile uğraştığı, hayvan pazarlarını gezdiği, katılanlar … ve …’ın hayvanlarını satın almak üzere ayrı ayrı pazarlık yaptıkları, bu pazarlıklar sonucunda katılan …’in 45 adet küçükbaş hayvanını 4950 TL karşılığı, katılan …’in 48 adet küçükbaş hayvanını 7860 TL karşılığında satın alma taahhüdünde bulunduğu, katılanlardan …’in hayvanlarını teslim alarak satış bedelini …’daki yazıhanesinde ödeyeceğini beyan ettiği, parasının bir saat içinde ödeneceğine dair şikayetçi …’i ikna ettiği, birlikte …’a gittikleri, hayvanların taşınması sırasında ve pazarlık sırasında sanık …’in sanık …’le birlikte hareket ettiği, katılanı …’a götürdükten sonra çeşitli bahanelerle oyaladıkları, daha sonra da parasını ödememiş oldukları, diğer katılan …’i de aynı şekilde ikna eden sanıkların 1000 TL peşin para vererek 48 adet hayvanı teslim aldığı, daha sonra çeşitli bahanelerle bu şikayetçiyi de oyaladığı ve her iki katılana da aldığı hayvanların bedelini ödemediği iddia olunan olayda;
1-Sanık … hakkında katılanlar … ve …’e yönelik dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde;
Mahkemece sanıkların savunmaları, katılanlar ve tanık ifadeleri ve dosya kapsamına göre her ne kadar nitelikli dolandırıclık suçundan dava açılmış ise de ”serbest mesleğin 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2. maddesinde tanımlandığı, bu tanıma göre “sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye ya da ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasının” serbest meslek faaliyetini oluşturacağının belirtilmiş olduğu, yine bu tanıma göre serbest meslek sahiplerinin “mühendis, mimar, avukat, muhasebeci” gibi meslekler icra eden kişiler olduğu ve sanık …’ın bu kapsamda serbest meslek sahibi olarak değerlendirilemeyeceği gerekçeleriyle sanığın eyleminin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak
oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan …, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında katılan …’a yönelik dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Sanığın suça konu hayvanların satın alınması sırasında yapılan pazarlık, hayvanların taşınması ve katılan …’e paranın verilmemesi sırasında yapılan hileli hareketlerde diğer sanık …’la birlikte hareket etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu fikir ve eylem birliği içerisinde gerçekleştirdikleri gözetilmeden sanığın suçun işlenmesine yardım eden olarak kabul edilip TCK’nın 39/2. maddesinin uygulanması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurmak suretiyle eksik ceza tayini edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.