Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/5303 E. 2014/17952 K. 04.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5303
KARAR NO : 2014/17952
KARAR TARİHİ : 04.11.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve Bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; sanık … ve sanık …’in baba oğul oldukları, katılanın sahibi olduğu …Ticaret Ltd Şti’den mısır aldıkları, karşılığında 26.11.2005, 01.11.2005, 10.11.2005 keşide tarihli toplam 126.080,92 TL bedelli 3 adet çeki verdikleri, ardından sanık …’in çekleri rızası dışında elinden çıktığına dair çek hesabının bulunduğu Family Finans Kurumuna çeklerin keşide ve ibraz tarihinden önce malların tesliminden sonra ödemeden men talimatı verdiği, işyerine gelebilecek hacizlerin önüne geçmek amacı ile …’in işyerini … üzerine devrettiği, katılan şirket tarafından … Gıda Ürünleri adlı işyerine mısır satışı nedeniyle kesilen fatura ve sevk irsaliyelerini ibraz ettiği, böylece sanıkların birlikte hareket ederek katılanı dolandırdıkları iddia edilen olayda, sanıklardan …’ın yerli ürünleri ticareti ile uğraştığı, baba oğul olan sanıkların farklı tarihlerde yerli ürünler ticareti işi için dükkan açıp çalıştırdıkları, katılan … …’in … Madencilik Tarımsal Sanayi Müh. Taahhüt. Tic. Ltd. Şti’nin kurucusu ve yöneticisi olduğu, sanıklardan… …’ın ibraz edilen faturalar karşılığı katılandan mal aldığı, tanık beyanlarına göre bu hususun sabit olduğu, aldığı mallar karşılığı olarak … Kurumu Denizli Bayramyeri Şubesinin üç adet çekini verdiği, çekler için 31/10/2005 tarihinde yani malların teslim tarihinden sonra çeklerin keşide ve ibraz tarihlerinden önce ödemeden men talimatı verdiği, sanıkların birlikte bir firmadan mal temin ettikten sonra ödemeden men talimatı vererek hemen akabinde şirketi devretmek suretiyle karşı tarafın zararına ve iradesini fesada uğratacak şekilde birlikte hareket ettiklerine dair bir delil bulunmadığı, bu hususun şüphede kaldığı, şüphenin sanık lehine yorumlanması gerekeceği anlaşılmakla, sanık …’ın çeklerin ödemeden men talimatı verirken çeklerin elinden rızası dışında çıktığını beyan etmesi dışında hile ve desise teşkil eden bir eyleminin bulunmadığı, tek taraflı beyanla ve aldatıcı unsur taşımayan ve malın teslim tarihlerinden sonra gerçekleşen söz konusu eylemlerde dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunmadığı, eylemin 3167 sayılı yasaya aykırılık suçunu oluşturduğu, bu nedenle sanık hakkında Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nce mahkumiyet kararı verildiği, bu suç yönünden verilen kararın kesinleşmiş olduğu anlaşılmakla sanık …’ın eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmadığından beraatına, sanık … hakkında diğer sanık olan …’ın … Kurumuna ait kendisine verilen çek yapraklarından 3 adedinin katılan şirkete verilmesi, akabinde rıza dışı çıktığından bahisle ödemeden men talimatı verilmesi eyleminden sonra, katılan şirkette başlatılan icra takibi sürecinde İcra Hukukunu ilgilendiren muvaazalı iş yeri devri istihkak iddiası ile ilgili olarak yasal başvuru hakkını kullanması dışında dolandırıcılık eylemi gerçekleştirdiğine dair mahkumiyetine yeterli delil elde edilemediği anlaşılmakla sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından beraatına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 04/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.