Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/5439 E. 2014/18093 K. 05.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5439
KARAR NO : 2014/18093
KARAR TARİHİ : 05.11.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sigorta edenin dolandırılması, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Suçun oluşması için, sigorta bedelini almak üzere, zararın gerçekleştiğini ileri sürerek bu bedeli sahte işlem ve belgelerle almaları ya da almaya kalkışmaları gerekir. Olayla ilgili belgeler sigorta kurumuna sunulmadıkça suçun icra hareketleri başlamaz. Failin sigortalı malını, sigorta bedelini almak için tahrip etmesi, yakması, bozması, yok etmesi kandırmaya yönelik ağır yalandır ve hiledir. Bu şekilde sigorta bedelinin alınması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Failin sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kişi olması gerekmez. Sigortanın türü de önemli değildir. Mal veya yaşam sigortası mali sorumluluk sigortası vb. olabilir. Yanıltıcı uygulamaların sadece araç sigortalarında değil, bedeni hasarlar da dâhil olmak üzere her tür sigorta alanında yapıldığı, sigorta şirketinin sözleşme şartları çerçevesinde ödememesi gereken bir hasarı ödetmek amacıyla sigorta şirketine bilerek yanlış bilgi verilmesi veya önemli bir hususun gizlenmesi ya da sigorta süresi içerisinde kasıtlı olarak bir hasara sebep olunması veya hasarın miktarının olduğundan fazla gösterilmesi suretiyle yarar sağlanması şeklinde ortaya çıktığı gözlemlenmektedir.
Katılan şirketin 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu kapsamında kurulan ve konusu devlet destekli tarım sigortaları olan tarım sigortaları havuzunun idarecisi olduğu; sanığın, … Sigorta A.Ş tarafından kendi adına ve tarım sigortaları havuz işletmesi hesabında düzenlenmiş 576118 nolu devlet destekli hayvan hayat sigortası poliçesinin sigortalısı olarak risk incelemesi ile 19/03/2009 tarihinde sigorta poliçesi tanzim edildiği; sanık tarafından 17/03/2010 tarihinde TR35503752 kulak küpe numaralı hayvanın hasarlandığı hususunda ihbarda bulunduğu ve ekspertiz incelemesinde hasarlandığı iddia edilen hayvanın görüntüsünün kayıt altına alındığı, ancak risk inceleme işleminde kayıt altına alınan TR35503752 kulak küpe numaralı hayvanın fiziki özelliklerinin hasarlandığı iddia edilen TR35503752 kulak numaralı hayvanın fiziki özelliklerinden farklı olduğunun tespit edildiği ve risk incelemesinde TR35503752 numaralı hayvanın kafasında iki gözünün arasında küçük bir beyazlık olduğu halde aynı küpe numaralı hasar tespitteki hayvanın anlının yarısının beyaz olduğunun ve bu şekilde şüphelinin sigorta bedelini almak için ölen hayvanın kulak numarası ile sigortalanmış sağlıklı hayvanın kulak numaralarını değiştirerek, sanki sigortalı hayvan hasarlanmışcasına katılan şirketi dolandırmaya teşebbüs ettiği iddia edilen somut olayda; sanığın, aksi sabit olmayan savunması ve tanık anlatımlarına göre; hayvanların küpelerinin zaman içerisinde çeşitli nedenlerle düşebildiği, düşen küpelerin aynı hayvana tekrar takılamadığı, birden fazla hayvanın kulak küpesi düşmesi sonucu yeni takılacak kulak küpe numaralarının hangi hayvana ait olduğunun karıştırılabileceği, sanığın bu konuda samimi beyanda bulunarak sigorta şirketini dolandırmak kastıyla hareket etmediğini, ancak takılan kulak küpesinin aslında hangi hayvana ait olmadığının bu nedenle tespit edilemeyeceğini beyan edip dolandırıcılık kastıyla hareket etmediğini söylemiş olmasına göre, üzerine yüklenen suçu işlemek kast ve iradesiyle hareket etmediği, bu duruma yönelik herhangi bir delilin elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarını uygun olarak, oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 05/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.