YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/548
KARAR NO : 2014/15072
KARAR TARİHİ : 18.09.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ün, Marmaris İlçesinde çalıştığı sırada tatil için ailesiyle birlikte aynı ilçeye gelen katılan … ile tanıştığı, akabinde katılanın cep telefonunu alarak tatil sonrasında da görüşmeye devam ettiği, bu çerçevede sanığın telefon vasıtasıyla katılanı arayarak çobanlık yapan bir arkadaşının dağda 15 kg civarında gömü bulduğunu, bu kişinin evleneceği için altınları satmak istediğini söyleyerek söz konusu altınları birlikte satın alma teklifinde bulunduğu, katılanın da altınları görmek amacıyla sanık …’ın ikamet ettiği Denizli İline geldiği, sanık …’ın katılanı garajda karşılayarak altınların sahibi olduğunu söylediği … isimli bir kişinin yanına götürdüğü, burada … adlı şahsın cebinden bir avuç altın çıkararak katılana gösterdiği ve numune olarak bir adet altını da katılana verdikleri, akabinde katılanın Konya İline giderek sanık tarafından numune olarak verilen altını kontrol ettirip gerçek olduğunu öğrenmesi üzerine altınların geri kalanını almak amacıyla tekrar … iline geldiği, burada sanık …’ın katılana, … bulunan altınları eniştesi olan … isimli bir şahsın almak istediğini, parayı vermesi halinde … adlı şahıstan altınları satın alıp gelebileceğini söylediği, katılanın da sanığın söylediklerine inanarak suça konu altınları alması için 14000 TL’yi sanığa verdiği, ancak parayı alan sanığın katılanın yanından ayrılarak bir daha geri dönmediği, bu şekilde sanığın haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ifadesi, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “50 gün” ve “ 1000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “ 5 gün “ ve “ 100 TL “ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.