YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5491
KARAR NO : 2014/17894
KARAR TARİHİ : 03.11.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, görevi kötüye kullanma, tehdit
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Ankara barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, 28.11.2001 tarihli Sincan 2.Noterliğinde düzenlenen vekaletnameye istinaden katılan adına ve Türkiye Vakıflar Bankası Anonim Ortaklığı aleyhine, Ankara 3.Tüketici Mahkemesinde açtığı menfi tespit davası kapsamında yürütülen yargılama neticesinde, 28.04.2005 tarihinde katılan lehine karar verildiği;ancak sanığın, mezkur karardan müvekkili olan katılanı haberdar etmeyerek görevini kötüye kullandığı, söz konusu ilamı, katılan adına Sincan 2.İcra Müdürlüğüde icra takibine konu ederek yürütülen icra takibi sürecinde, 04.07.2005 tarihli reddiyat makbuzuna istinaden takibe konu 945 TL parayı katılan adına tahsil ettiği halde, bu parayı katılana iade etmeyip uhdesinde bulundurmak suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullandığı, katılanın bu durumu öğrenmesi üzerine sanıktan parasını istediğinde ise sanığın, katılana hitaben ”beni istediğin yere şikayet et, asıl sen benden gizli dosyadan fotokopi aldığından dolayı suçlu duruma düşersin” şeklinde sözlerle tehdit ettiğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın her aşamada verdiği ifadesinde; ”katılanın vekili olduğunu, anılan mahkemede menfi tespit davası açtığını, davanın her aşamasında katılanın dava sürecinden haberdar olduğunu ve bu süreç içerisinde dosyadan sürekli fotokopi aldığını, katılan adına açmış olduğu menfi tespit davasını kazandıktan sonra söz konusu ilama dayanarak yaptığı icra takibi sonucunda 945 TL para tahsil ettiğini; ancak kendisinin hakettiği vekalet ücreti ve dava masraflarının katılan tarafından kendisine ödenmemesinden dolayı söz konusu parayı avukatlık kanundan kaynaklanan hapis hakkına dayanarak katılana iade etmediğini, katılanın, kendisine şikayet edeceğine dair ihtarname göndermesi üzerine de katılanın hesabına 720 TL para yatırdığına” dair savunmasının aksini gösterecek somut bir tespitin yapılamadığı, sanığın katılana yönelik tehdit niteliğinde sözler söylediğine dair somut ve inandırıcı delillerin elde edilemediği dikkate alındığında; sanığın, üzerine atılı olan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, görevi kötüye kullanma ve tehdit suçlarını işlediğine ilişkin katılanın iddiası dışında somut, kesin ve inandırıcı delillerin elde edilemediğinin anlaşılması karşısında; sanığın beraatine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş ve bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.