Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/5638 E. 2013/17853 K. 19.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5638
KARAR NO : 2013/17853
KARAR TARİHİ : 19.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, O kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; Üniversite öğrencisi olan sanığa babasının vefatı nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumundan ölüm aylığı bağlandığı, sanığın öğrenciliğinin sona ermesine rağmen, bu durumu katılan kuruma bildirmeyerek toplam 4.508,64 TL’yi
almak suretiyle haksız olarak menfaat temin ettiği iddia edilmiş ise de; sanık savunmasında, 27.12.2004 tarihinde okulu bıraktığını, 2005 yılı içerisinde … SGK’na gittiğini, oradaki memurla görüştüğünü, kendisine okuldan tastikname alıp getirmesini istediğini, tastiknameyi alıp aynı memura götürdüğünü, kendisine maaşının kesileceğini söylediğini, maaşını annesi Semem’in bankamatik kartı ile bankadan çektiğini, 2009 yılı içerisinde annesinin çekmiş olduğu maaşın fazla olduğundan şüphelendiğini söylediğini, … SGK’dan aylığının halen hesabına yatmış olduğunu öğrenmesi üzerine tekrar okuldan tastikname aldığını, 2009 yılı içerisinde dilekçesini ve tastiknameyi kuruma gönderdiğini, tahakkuk edilen 5.894,21 TL’yi kurum hesabına yatırdığını beyan ettiği, sanığın öğrenciliğinin devam edip etmediği hususunun kurum tarafından yapılacak basit bir araştırma ile öğrenilmesinin mümkün olduğu, bu nedenle eylemin denetim imkanını ortadan kaldıracak nitelikte hile boyutuna ulaşmadığı, sanığın dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğine dair savunmasının aksine mahkumiyetine yeterli her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.