YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5887
KARAR NO : 2014/21398
KARAR TARİHİ : 17.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa,dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Şikayetçi bankanın kredi borçlusu ve müşterisi olan sanık tarafından ciro edilerek, ilgili bankaya teslim edilen 25.10.2008 keşide tarihli, 30.000TL bedelli, “…Ticaret Ltd. Şti” emrine keşide edilen ve arkasında ciranta olarak … imzası bulunan çekin, ilgili bankaya kredi borcuna mukabil sanık tarafından ibraz edildiği, ciranta olarak imzası bulunan …’ın adına atılan imzanın, …’a ait olmadığının tespit edildiği, sanığın, şikayetçi bankadan kredi alabilmek için teminat olarak verdiği çekin arkasına, arkadaşı …’ın bilgisi dışında, onun imzasını taklit etmek suretiyle attığını ikrar ettiği, sanığın bu eylemiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik şikayetçi banka vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Kovuşturma evresinde yöntemine uygun biçimde davetiye tebliğ olunmak suretiyle duruşmadan haberdar edilmesine karşın duruşmaya katılmayan, 5271 sayılı CMK’nın 238. maddesi uyarınca, davaya katılma isteminde bulunmayan ve katılan sıfatını almayan şikayetçi banka vekilinin hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından, temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın, suça konu çeki, şirketi adına kredi temin edebilmek için bankaya ibraz ettiği, bankaya olan borçları nedeniyle başka mudi tarafından ciro edilmesinin istenmesi üzerine, çekin arkasına arkadaşı olan …’ın ismini yazıp onun yerine bilgi ve rızası dışında imzasını taklit ederek ciro ederek ilgili bankaya ibraz ettiği ve buna dayanarak bankadan kredi aldığı; bankanın 11.10.2010 havale tarihli yazısında, çekin 11.07.2008 tarihinde kredi kullandırılmadan önce bankaya teminat amacıyla verilmiş olduğu ve karşılığında sanığa 18.07.2008 tarihinde kredi kullandırıldığının belirtildiği anlaşılmakla, sanığın bu eylemiyle atılı suçu işlediği sabit olduğundan mahkumiyetine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.12.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.