YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5888
KARAR NO : 2014/21403
KARAR TARİHİ : 17.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, şikayetçi …’ın satın aldığı … Merkezi isimli iş yerinin eski borçlarını ödemek ve ödemeler tamamlandıktan sonra vekalet ücretini almak üzere şikayetçi ile sözlü olarak anlaşıp, şikayetçiden aldığı 90.000,00 TL’den 66.248,00 TL’yi alacaklılara ödediği halde, borçların tamamını ödediğini ve kendisine 820,00 TL kaldığını söyleyerek bir süre şikayetçiyi oyaladığı gibi, bilahare bir kısım alacaklılara ödeme yapılmadığını öğrenen şikayetçiye, yaptığı ödemelerden artan 23.750,00 TL’yi iade edeceğini belirterek üzerinde bulunan 2.300,00 TL’yi verip geriye kalan 21.452,00 TL’yi ise iade etmeyerek uhdesinde tutmak suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Katılan …’ın, borçlarıyla birlikte satın aldığı işyerinin borçlarının kapanması konusunda hukuki yardımda bulunması amacıyla sanıkla sözlü anlaşma yaptığı ve borçların ödenmesi için sanığa 90.000TL para verdiği, sanığın kısmi ödeme yaptıktan sonra kalan bir kısım parayı yapmış olduğu harcamalara ve avukatlık ücretine mahsuben alıkoyduğu, sonrasında katılan tarafça talepte bulunulmasına rağmen kalan paranın iade edilmediği, sanığa verilen paranın sanığın üstlendiği iş kapsamında ödenmesi gereken borç olduğu, keza katılan lehine tahsil edilen para olmadığı ve sanığın hapis hakkını kullanabilmesi için katılana bildirmesi gerektiği anlaşılmakla, atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulunde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 17.12.2014 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı oy:
Toplanan deliller, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçe, takdir ve kabule göre;
Sanığa yüklenen suçun Avukatlık mesleğinin gereği olan hukuki yardım niteliğinde olmayıp, katılanın devraldığı işletmeye ait kurumsal borçların ödenmesi için kendisine verilen paraların bir kısmını mal edinmeye yönelik olduğu, bu haliyle sanığın eyleminin TCK’nın 155/1 maddesinde belirtilen basit güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu anlaşıldığından; sanık hakkında TCK’nın 155/2. maddesi uyarınca kurulan hükmün BOZULMASINA karar verilmesi yerine; hükmün ONANMASINA yönelik çoğunluk görüşüne katılmıyorum.