YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/591
KARAR NO : 2014/14867
KARAR TARİHİ : 17.09.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; beraat eden ve temyiz kapsamında olmayan diğer sanık …’ın, tanık … …. adına kayıtlı…ı … marka aracı haricen satın aldığı ve yine haricen şikayetçi … sattığı, şikayetçi … da araca satılık yazısı yazması üzerine kendisiyle irtibata geçip, dört mevsim mağazasını çalıştırdığını söyleyen sanık …’in aracı satın alacağını söyleyerek tamirciye göstereceği bahanesiyle aracı alıp ortadan kaybolduğu, bunun üzerine dört mevsim mağazasına giden şikayetçi …, sanık …’in işyerini de terkederek kayıplara karıştığını öğrendiği, sanık …’in…1 plaka sayılı aracı aldıktan hemen sonra aynı günlerde tanıştığı diğer şikayetçi …’de bulunan …plaka sayılı kamyoneti satın almak istediği ve elindeki şahin marka araçla takas etmeyi teklif ettiği, bunun üzerine sanık …’le şikayetçi …’in aralarında oto takas sözleşmesi düzenlendikleri ve aradaki fark olan 2.500 TL için sanık …’in senet düzenleyerek şikayetçi …’e verdiği, sanık …’in şahin marka aracı şikayetçi …’e teslim edip temiz kağıdını ve ilgili evrakları sonra getireceğini söylediği, … plaka sayılı aracı da sanık …’in akrabası olan diğer sanık …’in noter satışıyla kendi üzerine şikayetçi …’ten devraldığı ve kısa bir süre sonra kamyoneti üçüncü bir şahsa sattığı, bu şekilde sanık …’in şikayetçiler … ve … karşı; sanık …’in de şikayetçi …’e karşı dolandırıcılık suçunu işledikleri sabit olmakla, mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 30 gün olarak tayin edilmesi,
2- Sanık … hakkındaki hükümler yönünden; TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi alt soyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, alt soyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün” ve “600 TL” terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” ibarelerinin eklenmesi; sanık … hakkındaki hüküm fıkralarından TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkartılarak, yerine “Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.