YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6102
KARAR NO : 2013/11791
KARAR TARİHİ : 25.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Dayısı olan tanık … ile aralarında anlaşmazlık bulunan sanığın, olay günü dayısının boşandığı eşi şikayetçi …’ın evine gelip dayısını çağırması, dışarı çıkmaması üzerine sinirlenip evin kapı camını kırması şeklinde gelişen olayda, mahkemenin “mala zarar verme” suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Şikayetten vazgeçmenin hüküm doğurabilmesi için kanunda aksi yazılı olmadıkça sanığın vazgeçmeyi kabul etmesi gerekmekte olup, sanığın vazgeçmeyi kabul etmemesi halinde yargılamaya devam olunarak, suçun sübut bulmaması halinde beraat kararı verilmesi, sübut bulması halinde ise yargılama şartı olan şikayetin yokluğundan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmeyerek, sanık … hakkında sübut bulan suçtan mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkındaki kamu davasının 5237 Sayılı TCK’nın 73. ve CMK’nın 223/8 maddeleri gereğince DÜŞMESİNE, 25.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.