YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6129
KARAR NO : 2013/11942
KARAR TARİHİ : 26.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında kamu malına zarar verme, zincirleme biçimde kamu görevlilerine hakaret ve kamu görevlisi …’e karşı hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi halinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hakim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; sanığın, ceza infaz kurumunda hükmen tutuklu bulunduğu sırada, görevliler tarafından yapılan sayıma çıkmayıp, görevlilere, bundan sonra beni yatakta sayacaksınız diyerek bu tutumunu devam ettirmesi üzerine, kendisini koğuştan alıp üst araması yapmak isteyen görevlilere beni arayamazsanız deyip sinkaflı sözler söyleyerek hakarette bulunduğu, sanık koğuştan alınıp müşahade odasına konulduğunda, kurum ikinci müdürü mağdur …’nın sanık ile konuşmak istediği sırada sanığın mağdurlar …, … ve …’nın hitaben “cezaevindeki bütün personelin ve yönetimin… diyerek küfürlerde bulunduğu, ertesi gün müşahade odasında bulunan sabunluğu kırıp, kapı mazgalına vurarak mazgal kapağını kırdığı, görevli memur …’e küfrettiği anlaşıldığından, sanığın eyleminin kamu malına zarar verme ve zincirleme biçimde kamu görevlilerine hakaret ve kamu görevlisine hakaret suçlarını oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 26.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.